Alerjiler birçok hastalığa zemin

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

zimagesBahar ayları özellikle polen alerjisi olanlar için ‘kabus zamanlar’ olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Salih Çanakçıoğlu toplumda bilinenin aksine, alerjinin aslında bir hastalık olmadığını söylüyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Çanakçıoğlu alerjinin bir hastalık değil, vücudun yabancı maddelere karşı verdiği doğal bir tepki olduğunu söylüyor. Özellikle bu aylarda havada uçuşan polenler, solunum yoluyla vücuda giriyor. Burunda koyu, yapışkan bir salgı olan mukus, havayoluyla giren yabancı maddeleri tutuyor ve tüm solunum yollarını kaplayan titrek tüyler vasıtasıyla vücuttan uzaklaştırıyor. Ancak, bazen bu mukusun savunma mekanizması, yeterince etkin olmayabiliyor. Böyle bir durumda solunum yoluyla giren partiküller buruna hatta akciğerlere ulaşıyor ve enfeksiyonlara ya da alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Bağışıklık sistemi alerjik rinitleri, zararlı madde olarak algılayarak, tepki olarak ‘histamin‘ denen bir madde üretiyor. Üretilen histamin de burun, gözler ve hava geçitlerini döşeyen mukoza zarlarının iltihaplanmasını kolaylaştırıyor. Bu da kişilerde sürekli hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntısı, kaşıntı, gözlerde sulanma ve yanma ya da saman nezlesine neden oluyor. Saman nezlesi, önlem alınmazsa günlük yaşamı olumsuz etkilemesinin yanı sıra, orta kulak iltihabı, asabiyet, sinüzit, hatta bronşit ve astım gibi daha ciddi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor.

Solunum yolu alerjilerine karşı birçok ilaç tedavi yöntemleri uygulanıyor. Bu tedavi yöntemleri ilaç etken madde içermesinden dolayı, hamile ve çocuklara önerilmiyor. İlaç tedavisi süresince yan etki olarak uyku, halsizlik hali birçok kişide görülüyor. Kullanan kişiler alerjiyi atlatsalar da yan etkilerinden dolayı günlük yaşamda sıkıntı çekebiliyor. Prof. Dr. Çanakçıoğlu, bu tür durumlarda alerji daha fazla ilerleyip başka hastalıklara zemin hazırlamadan selüloz tozu gibi doğal maddeler içeren bitkisel spreylerle alerjenlerin önüne geçilmesinin daha etkili bir yol olduğunu belirtiyor.

Prof. Dr. Çanakçıoğlu’na göre, alerjinin neden olduğu rahatsızlıklarda fazla miktarda ilaç kullanımı vücudun bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Zayıflayan bir bağışıklık sistemi de vücutta daha fazla alerjik reaksiyona neden oluyor.

Prof. Dr. Çanakçıoğlu vücudun doğal bir tepkisi olan alerjinin neden olduğu hastalıklarla savaşmanın en doğru yolunun bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçtiğini belirtiyor. Doğal besinlerle beslenmek, temiz hava solumak, düzenli uyumak, vücudun dinlenmesine zaman tanımak ve stresten uzak durmak bağışıklık sisteminin güçlenmesi için en etkili yöntemler olarak tanımlanıyor.

Tags: , , , , ,

Alerjiler birçok hastalığa zemin

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

zimagesBahar ayları özellikle polen alerjisi olanlar için ‘kabus zamanlar’ olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Salih Çanakçıoğlu toplumda bilinenin aksine, alerjinin aslında bir hastalık olmadığını söylüyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Çanakçıoğlu alerjinin bir hastalık değil, vücudun yabancı maddelere karşı verdiği doğal bir tepki olduğunu söylüyor. Özellikle bu aylarda havada uçuşan polenler, solunum yoluyla vücuda giriyor. Burunda koyu, yapışkan bir salgı olan mukus, havayoluyla giren yabancı maddeleri tutuyor ve tüm solunum yollarını kaplayan titrek tüyler vasıtasıyla vücuttan uzaklaştırıyor. Ancak, bazen bu mukusun savunma mekanizması, yeterince etkin olmayabiliyor. Böyle bir durumda solunum yoluyla giren partiküller buruna hatta akciğerlere ulaşıyor ve enfeksiyonlara ya da alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Bağışıklık sistemi alerjik rinitleri, zararlı madde olarak algılayarak, tepki olarak ‘histamin‘ denen bir madde üretiyor. Üretilen histamin de burun, gözler ve hava geçitlerini döşeyen mukoza zarlarının iltihaplanmasını kolaylaştırıyor. Bu da kişilerde sürekli hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntısı, kaşıntı, gözlerde sulanma ve yanma ya da saman nezlesine neden oluyor. Saman nezlesi, önlem alınmazsa günlük yaşamı olumsuz etkilemesinin yanı sıra, orta kulak iltihabı, asabiyet, sinüzit, hatta bronşit ve astım gibi daha ciddi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor.

Solunum yolu alerjilerine karşı birçok ilaç tedavi yöntemleri uygulanıyor. Bu tedavi yöntemleri ilaç etken madde içermesinden dolayı, hamile ve çocuklara önerilmiyor. İlaç tedavisi süresince yan etki olarak uyku, halsizlik hali birçok kişide görülüyor. Kullanan kişiler alerjiyi atlatsalar da yan etkilerinden dolayı günlük yaşamda sıkıntı çekebiliyor. Prof. Dr. Çanakçıoğlu, bu tür durumlarda alerji daha fazla ilerleyip başka hastalıklara zemin hazırlamadan selüloz tozu gibi doğal maddeler içeren bitkisel spreylerle alerjenlerin önüne geçilmesinin daha etkili bir yol olduğunu belirtiyor.

Prof. Dr. Çanakçıoğlu’na göre, alerjinin neden olduğu rahatsızlıklarda fazla miktarda ilaç kullanımı vücudun bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Zayıflayan bir bağışıklık sistemi de vücutta daha fazla alerjik reaksiyona neden oluyor.

Prof. Dr. Çanakçıoğlu vücudun doğal bir tepkisi olan alerjinin neden olduğu hastalıklarla savaşmanın en doğru yolunun bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçtiğini belirtiyor. Doğal besinlerle beslenmek, temiz hava solumak, düzenli uyumak, vücudun dinlenmesine zaman tanımak ve stresten uzak durmak bağışıklık sisteminin güçlenmesi için en etkili yöntemler olarak tanımlanıyor.

Tags: , , , , ,

Alerjik egzamaya pratik önlemlerle

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

Alerjik egzamanın ilacı ve tedavisi henüz yok ancak alacağınız küçük önlemlerle yaşam kalitenizi koruyabilirsiniz. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Varol Aksungur, atopik yani alerjik egzamanın, bir hastalık değil, cilt hassasiyeti olduğunu, her yaşta görülebildiğini, önlem alınmadığı takdirde kişinin yaşamını olumuz etkilediğini söyledi.

Aksungur, atopik egzamanın günün birinde kendiliğinden düzeldiğini, ancak bu gerçekleşinceye kadar kişilerin, ciltlerini, öncelikle sabundan, keseden ve sıcak sudan mümkün olduğunca uzak tutmaları ve şikâyetlerini artıracak ortamlardan kaçınmaları gerektiğini vurguladı.

Atopik egzamanın en önemli özelliğinin cilt kuruluğu olduğuna dikkati çeken Aksungur, “Banyodan sonra, cilt nemliyken bir tatlı kaşığı yağ ile bir fincan ılık suyu karıştırıp cilde sürmek iyi sonuç verir. Ayrıca, kaşıntıya neden olan yünlü ve sentetik giysiler yerine pamuklu olanlar tercih edilmeli” dedi.

Yiyecekler ve ev tozları alerjiyi artırıyor
Aksungur, bazı yiyeceklerin atopik egzamalı hastalarda şikayetleri artırabileceğini, ancak herkese yararlı olabilecek bir perhizin bulunmadığını anlattı. Aksungur, özellikle çocuklarda sıkı perhizin büyüme ve gelişmeyi engelleyebileceğini belirterek şu tavsiyelerde bulunuyor: “Şikâyetlerinizi artıran yiyeceklerden uzak durun. Her hafta tek bir yiyeceği perhize ekleyin, şikâyetleriniz azalırsa perhizi yavaş yavaş bozun. Tekrar yemeye başladığınız zaman şikâyetleriniz çoğalıyorsa bu yiyecekten en az bir kaç yıl boyunca uzak kalın.”

Aksungur, özellikle küçük çocuklarda karın ağrısı, kusma ve ishal gibi belirtilere neden olan yiyeceklerin cilt şikâyetlerini de artırma ihtimali yüksek olduğunu anlattı.

Ev tozlarının alerjinin tetiklenmesine zemin hazırladığını ifade eden Aksungur, bu nedenle yer süpürmek ve halı çırpmak gibi toz kaldıran işlerle uğraşılmamasını önerdi. Uzman, üzüntü, sıkıntı, gerginlik, sinirlilik ve herhangi bir şeye odaklanmadan da uzak durulmasını istedi.zimages

Tags: , , , , ,

Hamile kadınlar fıstıktan uzak durmalı

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

zimagesAmerikalı araştırmacılar, fıstığa karşı kalıtımsal alerji riski bulunan hamile kadınların fıstık yememeleri gerektiğini bildirdi. Çocuklarda fıstığa karşı alerji riskinin giderek daha çok görüldüğü, bunun da fıstık alerjisi bulunan veya fıstığa karşı kalıtımsal alerji riski taşıyan hamile kadınların fıstık yemesinden kaynaklandığı belirtildi.

Alerji ve astım
Fıstık alerjisinin çok yaygın görülmediği, ancak öldürücü olabildiği biliniyor. ABD’de tıbbi bir araştırma merkezinde, 1989 yılından beri fıstık alerjisi vakalarının üçe katlandığı belirlendi. 1994-1996 yılları arasında doğan bin 246 bebek üzerinde yapılan fıstık alerjisi testinde, bebeklerin yüzde 3.3′ünde fıstık alerjisi saptandı. 1989 yılındaki araştırmada ise fıstığa karşı alerji gösteren çocukların oranı 1.1 olarak belirlendi. Fıstık alerji testinde pozitif sonuç ortaya koyan çocuklarda, genetik olarak alerji ve astım rahatsızlıklarına yakalanma riskinin yüksek seyrettiği gözlendi.

Emzirirken dikkat
Test sonucu pozitif çıkan çocukların yarısında kalıtımsal astım riski, tamamına yakınında ise kalıtımsal egzama riski bulunduğu belirlendi. Journal of Allergy and Clinical Immunology adlı dergide yer alan araştırma raporunda, kalıtımsal fıstık alerjisi riski taşıyan hamile kadınlara, bebeği emzirme dönemi de dâhil fıstık yememeleri salık veriliyor.

Tags: , , , , ,

Bebeğinizin inek sütüne alerjisi olabilir

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

zimagesBebeklik döneminde, en sık görülen gıda alerjisi olan inek sütü alerjisi, bağışıklık sisteminin inek sütündeki proteine anormal ya da abartılı şekilde tepki verdiği bir bozukluk olarak biliniyor.

İnek sütü alerjisi genellikle bebeklikte ( özellikle ilk 6 ayda ) başlıyor. Süt alerjisiyle karşılaşan çocukların bir kısmı 2-3 yaşında bundan kurtulurken, bir kısmında da alerji ömür boyu devam ediyor.

Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamza Yazgan süt alerjisini önlemenin en iyi yolu, bebeği olabildiğince uzun süre anne sütüyle beslemektir. Anne sütü alanların çok azında süt alerjisi gelişmektedir dedi.

Süt alerjisinin çeşitli belirtileri bulunuyor. En şiddetli semptomlar genellikle süt tüketilmesinden sonraki 30 dakika içinde meydana geliyor, bazen daha uzun süre sonra da ortaya çıkabiliyor.

Süt alerjisinin belirtileri:
- Huysuzluk, aşırı ağlama
- Aşırı gaz sancısı
- Kusma
- İshal- kanlı, mukuslu dışkı
- Kabızlık- bazen süt alerjisi ishal değil kabızlığa da yol açabilir
- Ciltte döküntü, kaşıntı, egzama
- Gözlerde kaşıntı
- Gözaltlarında koyu renkli halkalar
- Tekrarlayan hırıltı, öksürük, aksırık, burun akıntısı veya tıkanıklığı
- Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit geçirme
- Büyüme geriliği

İnek sütü alerjisinin tedavi için, sütün ve süt ürünlerinin bebeğin diyetinden çıkarılıyor. Uzmanlar sütün, çocuğun gelişiminde önemli rol oynadığı için inek sütü proteinine alerjik olan bebeklere ve çocuklara süt içermeyen soya esaslı özel besinler öneriyor.

Ek gıdalara geçilirken dikkatli olunmasını söyleyen Dr. Hamza Yazgan, bebeği her yeni besin ile 1–2 hafta aralarla tanıştırmalı ve alerji belirtilerine dikkat etmelidir. Eğer bir ebeveynin ya da kardeşin süte alerjisi varsa, bebeğin de alerji geliştirme olasılığı daha yüksek olabiliyor. dedi.

Tags: , , , , ,

Baharla artan polenler bahar nezlesini

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

Baharla birlikte artan polenlerin, alerjiye duyarlı kişilerde bahar nezlesini tetiklediği ve yaşam kalitesini düşürdüğü bildirildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, ilkbahar aylarıyla birlikte, “çiçek tozları” olarak bilinen polenlerin, rüzgar ve böcekler sayesinde çevreye dağılmaya başladığını belirtti.

Çiçek polenlerinin mevsimsel alerji riskini yaygınlaştırdığını belirten Aydoğan, “Polenlere duyarlı kişiler, tedbirli davranmalı, gerekmedikçe polenlerin çok olduğu ortamlarda bulunulmamalı” dedi.

Polen alerjisinin, “bahar nezlesi” olarak da bilinen hapşırık, burunda akıntı ve kaşıntı, gözlerde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Aydoğan, şöyle konuştu:

“Polenler alerjik rinit dediğimiz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, ağızdan nefes alıp verme gibi şikayetlere neden olur. Artan bu tür şikayetlerse kişinin yaşam kalitesini düşürür. Hatta gerekli tedbirler alınmazsa çok şiddetli hal alan bu nezle türü, astım, bronşit gibi alt solunum yolunu ilgilendiren hastalıklara da neden olur.” Alerjilere karşı duyarlı kişilerin, daha önceden kullandığı ilaçları devam ettirmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğan, alerjik tanısı yapılamamış kişilerin ise bahar nezlesi belirtisi durumunda mutlaka uzman doktora başvurması gerektiğini kaydetti.

Polenlerin genellikle sabah saatlerinde etkili olduğunu vurgulayan Aydoğan, duyarlı kişilerin bu saatlerde gerekmedikçe dış ortamlara çıkmamaları, tatillerini ise polenlerin az olduğu deniz kenarları gibi yerlerde yapması gerektiğine dikkati çekti.

Havalara aldanmayın
Aydoğan, polenlerin yanı sıra mevsimsel geçiş dönemi olan bugünlerde sıcak-soğuk farklılıkları nedeniyle gribal enfeksiyon benzeri tabloların ortaya çıkmasının kolay olduğunu belirterek, “Havalara aldanmayın” dedi.

Vücutta sıcaklık farkları nedeniyle terleme-soğuma durumlarının fazla olduğuna dikkati çeken Aydoğan, şunları kaydetti:
“İnsanlar kış ayları gibi kalın giyeceklerle dışarı çıkıyor, terlediği zaman da ter üzerinde soğuyor. Sıcaklara aldananlar ise ince giyinip soğuk alıyor. Kış mevsimini tam olarak atlatmadığımız için tedbirli olmak gerek. Dışarı çıkarken üzerimize mutlaka hırka benzeri giyecekler almalıyız. Toplu yaşam alanlarında ise gribal enfeksiyona yol açacak virüslere dikkat etmemiz gerekli.”

Vücudun vitamin ihtiyacının her zaman göz önünde tutulması gerektiğini de vurgulayan Aydoğan, özellikle kış aylarında kullanımı artan C vitamininin bu aylarda da alınması gerektiğini kaydetti.zimages

Tags: , , , , , ,

Baharla artan polenler bahar nezlesini

Şubat 8th, 2010 Posted in Sağlık | Yorumlar »

Baharla birlikte artan polenlerin, alerjiye duyarlı kişilerde bahar nezlesini tetiklediği ve yaşam kalitesini düşürdüğü bildirildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, ilkbahar aylarıyla birlikte, “çiçek tozları” olarak bilinen polenlerin, rüzgar ve böcekler sayesinde çevreye dağılmaya başladığını belirtti.

Çiçek polenlerinin mevsimsel alerji riskini yaygınlaştırdığını belirten Aydoğan, “Polenlere duyarlı kişiler, tedbirli davranmalı, gerekmedikçe polenlerin çok olduğu ortamlarda bulunulmamalı” dedi.

Polen alerjisinin, “bahar nezlesi” olarak da bilinen hapşırık, burunda akıntı ve kaşıntı, gözlerde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Aydoğan, şöyle konuştu:

“Polenler alerjik rinit dediğimiz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, ağızdan nefes alıp verme gibi şikayetlere neden olur. Artan bu tür şikayetlerse kişinin yaşam kalitesini düşürür. Hatta gerekli tedbirler alınmazsa çok şiddetli hal alan bu nezle türü, astım, bronşit gibi alt solunum yolunu ilgilendiren hastalıklara da neden olur.” Alerjilere karşı duyarlı kişilerin, daha önceden kullandığı ilaçları devam ettirmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğan, alerjik tanısı yapılamamış kişilerin ise bahar nezlesi belirtisi durumunda mutlaka uzman doktora başvurması gerektiğini kaydetti.

Polenlerin genellikle sabah saatlerinde etkili olduğunu vurgulayan Aydoğan, duyarlı kişilerin bu saatlerde gerekmedikçe dış ortamlara çıkmamaları, tatillerini ise polenlerin az olduğu deniz kenarları gibi yerlerde yapması gerektiğine dikkati çekti.

Havalara aldanmayın
Aydoğan, polenlerin yanı sıra mevsimsel geçiş dönemi olan bugünlerde sıcak-soğuk farklılıkları nedeniyle gribal enfeksiyon benzeri tabloların ortaya çıkmasının kolay olduğunu belirterek, “Havalara aldanmayın” dedi.

Vücutta sıcaklık farkları nedeniyle terleme-soğuma durumlarının fazla olduğuna dikkati çeken Aydoğan, şunları kaydetti:
“İnsanlar kış ayları gibi kalın giyeceklerle dışarı çıkıyor, terlediği zaman da ter üzerinde soğuyor. Sıcaklara aldananlar ise ince giyinip soğuk alıyor. Kış mevsimini tam olarak atlatmadığımız için tedbirli olmak gerek. Dışarı çıkarken üzerimize mutlaka hırka benzeri giyecekler almalıyız. Toplu yaşam alanlarında ise gribal enfeksiyona yol açacak virüslere dikkat etmemiz gerekli.”

Vücudun vitamin ihtiyacının her zaman göz önünde tutulması gerektiğini de vurgulayan Aydoğan, özellikle kış aylarında kullanımı artan C vitamininin bu aylarda da alınması gerektiğini kaydetti.zimages

Tags: , , , , , ,