Boyun Ağrısı Nasıl Geçer

Özellikle masa başı çalışanalrında sıkça görülen Boyun ağrılarının en önemli sebebi boyun omurları arasındaki kireçlenme ve boyun fıtıklarıdır. Omurlar arasındaki diskler sinirlere baskı yaparak ağrıya yol açabilir. Ağrıyı azaltmak için adalede spazm dediğimiz kasılma olur. Bu kasılmayı azaltmak için boyun adalelerinde kütletme denilen hareketler yapılır. Bu boyun hareketleri bazen tehlikeli olabilir. Boyun tomografisi çektirmeli, eğer fıtık varsa ameliyat olmalı. Kireçlenme veya adale kasılması ise fizik tedaviden fayda görür.

Stresli bir ortamda adeta başınızı kaldırmadan yoğun bir şekilde çalışıyorsunuz. Bu sıkışıklıkla öğle tatillerini bile iple çekiyorsunuz. Oysa yemek izni sırasında boynunuzda, kollarınızda, ensede hatta bacaklarınızda dayanılmaz ağrılar yaşıyorsunuz. Oturarak çalıştığınız, pasif olarak görev yaptığınız için herkeste böyle ağrıların olduğunu düşünüyorsunuz. Sakın böyle düşüncelerle kendinizi kandırmayın. Çünkü organik bir neden olmaksızın bir ağrı hissetmeniz ve bunu uzun süreli yaşamanız mümkün değil.

Risk 30-40’lı yaşlar
Boyun fıtıklarında en sık karşılaştıkları şikayetlerin başında; kolda uyuşma ve karıncalanma ile birlikte oluşan ağrılar olduğunu belirten Alman Hastanesi Beyin Cerrahisi uzmanı Dr. İbrahim Şimşek, şu açıklamayı yaptı: “Bu şikayetler diskin hangi bölgeye baskı yaptığına bağlı olmakla beraber genellikle tek taraflıdır. Ağrı boynun geriye bükülmesi veya rotasyon hareketleriyle artar. Baskı altında bulunan sinirin etkilendiği adale gruplarında güçsüzlük görülebilir. Omuriliğin karşı karşıya kaldığı baskıya bağlı olarak kollarda güçsüzlük tam felç durumuna kadar gidebilir. Bu tabloda en fazla risk taşıyan grup ise 30-40 yaş arasındaki kişilerdir.” Boyun ağrılarının aniden başladığını ve gece arttığını vurgulayan Şimşek, erken teşhisin önemli olduğunu kaydetti ve teşhisi koymak için hangi yöntemleri kullandıklarını şöyle anlattı:
Yüzde 95 ilaç tedavisi
1- Traksiyon Testi: Muayene sırasında hastanın arkasına geçilerek dirsekler hastanın omuzuna konur ve her iki elle hastanın kafası yukarı doğru kaldırılıp bir süre tutulursa ağrılarda azalma olur.
2- Lhermite Bulgusu: Başın öne eğilmesi durumunda boyundan aşağıya bir elektriklenme hissedilir.
3- Spurling Bulgusu: Tepeden bastırınca ağrının artmasıdır.
4- Omuz Abduksüyon Yöntemi: Hastanın ağrıyan kolunun başının üzerine konması durumunda ağrının azalmasıdır”
Son olarak tedavinin yüzde 95 ilaçla gerçekleştiğini kaydeden Dr. Şimşek, uyguladıkları yöntemlerin ilk birkaçını şöyle sıraladı “kas gevşeticiler, antienflamatuarlar, ağrı kesiciler, servikal yakalık uygulaması, taraksiyon ve masaj”

Boyun bölgesindeki omurlara servikal omurlar denir. Bunlar yedi tane olup, boynumuzun her tarafa kolaylıkla hareket etmesini sağlar. Boyun omurları arasından çıkan sinirler kollarımıza doğru yayılır. Gene omurlar arasında disk dediğimiz kıkırdakımsı bir madde de omurların birbirine sürtünmeden hareketlerini kolaylaştıran sinirlerin sıkışmasını önleyen doku parçası vardır. Bunun bulunduğu yerden çıkarak sinirlere baskı yapması halinde boyun fıtığı meydana gelir.
Boyun fıtığında,boyun bölgesinde ağrı olup, omuza, sırta ve kola yayılabilir. Baskı altında kalan sinire göre belirti verir. C3-C4 ve C5-C6 bölgelerinde fıtıklaşma olur. Ağrılar bu fıtığa bağlı olarak meydana gelmektedir. Steroid iğneleri ile sıkışan sinirdeki şişlik azaltılmaktadır. Bu da ağrıların kısmen azalmasına yol açar ancak geçici bir çözümdür. Baskı altında kalan sinir, ilacın etkisi geçince yeniden şişecek ve ağrılar tekrar başlayacaktır.En iyi çözüm ameliyat ile fıtığın düzeltilmesidir. Bu tedaviyi beyin cerrahi bölümünde yaptırabilirsiniz

Sırt ve boyun ağrıları

Günümüzde insan-makine çevre ilişkileri incelendiğinde, mevcut ortamda gerekli düzenlemeler yapılarak insanların sağlıklı ve üretken şekilde çalışmalarını sağlamak önem kazanmıştır. Çalışma ortamında yapılabilecek basit ayarlamalar kişinin rahatını ve verimliliğini büyük ölçüde artırabilir.
Bazı durumlarda çalışma konforunu artıran yardımcı elemanlardan yararlanmada fayda sağlayabilir. (Ayarlanabilir koltuk ve masa tasarımları, koltukta sırt ve kol destekleri, ayak destekleri vb…)
Ayrıca çalışma ortamında yapılabilecek basit egzersizleri deneyebilirsiniz:
Düzenli biçimde farklı duruşlar deneyin ve aynı pozisyonda uzun süre kalmayın.
Telefon veya benzeri çalışma araçlarına uzanırken zorlayıcı hareketlerden kaçının.
Dirsek, önkol ve bileklerin sert yüzeylere dayanmasından kaçının.
Gün içinde kısa molalar verin; kas ve eklemlere dinlenme ve yenilenme fırsatı tanıyın.
Aynı kasların aşırı kullanımını engellemek için farklı kas gruplarını çalıştıracak işleri dönüşümlü olarak yapın.
Gün boyunca belirli aralıklarla ayağa kalkın ve koltuğunuzu ayarlayın. Koltuğun ayarını değiştirmek, eklemlerin duruşunu değiştirmeyi sağlar. Hiçbir pozisyonun uzun süre ideal kalamayacağı unutulmamalıdır.
Her yarım saatte 30-60 saniyelik gerilme egzersizleri, kan dolaşımını düzenler, belirli bir pozisyonda uzun süre oturmaktan doğan rahatsızlığı azaltır, verimliliği artırır ve hata yapmayı önler.

Boyun ağrısına masaj iyi geliyor

Boyun ağrısına karşı omurgaya elle yapılan masajın, fizik tedavisinden daha etkili olduğu belirlendi. Hollandalı bilim adamları tarafından 183 hasta üzerinde hazırlanan araştırmada, 18-70 yaşları arasındaki hastaların 60’ına elle masaj, 59’una egzersiz ağırlıklı fizik tedavisi, 64’üne de ilaç tedavisine başlandı. Rahatsızlıklarıyla ilgili olarak bilgilendirilen ve kendilerine tavsiyelerde bulunulan hastaların 26 hafta süren tedavisinden sonra, masaj yapılan hastaların diğerlerine göre daha çabuk iyileştiği ve rahatsızlığın önemli ölçüde giderildiği gözlendi. Araştırmayla ilgili rapor, British Medical Journal adlı dergide yayımlandı.

Boyunda eğrilik

“Benim boynumda eğrilik var. Yani boynum hep yan durmaktadır. Boynumda kas kısalığı veya damar çekmesi varmış. Bu şikayetim için doktora gittik. Doktor boynun düz durursa görmende bulanıklık, ellerde fersizlik olur dedi. Film çekilmedi, muayene edilmedi. Küçükken babam korkusundan doktora götürmemiş. Halen de ameliyat olurum korkusu ile götürmek istemiyorlar. Ne yapmamı tavsiye edersiniz.”
Boyundaki eğriliğe tıp dilinde tortikolis denir. Çok çeşitli sebebler ile meydana gelir. Boyun omurlarındaki düzensizlikler, doğuştan eksik, yapışık veya bozuk olması, boyuna gelen darbelere bağlı olarak kemik veya kas dokusundaki harabiyet, doğum esnasında boyun kasları arasına kanama olması ve bunun pıhtılaşarak et halini alması sonucu boyunda eğrilik, nadir de olsa boyun adalelerinde kısalık veya zayıflık, boyun kaslarını çalıştıran sinirlerde hastalık halinde, boyun omurları arasında kireçlenme veya kayma durumlarında eğrilikler meydana gelebilir.
Boynunuzdaki eğrilik için önce bir beyin cerrahına muayene olmanız gerekir. Bu muayeneden sonra boyun filmi çektirmeniz lazım. Kasların ve sinirlerin çalışma durumunu tesbit eden testler yapılmalı.Teşhis konduktan sonra tedaviye geçilir.
Boyun eğriliklerinin tedavilerinde birinci sırada ameliyat gelir. Ameliyat ile eğrilik düzelir. Görme sinirinde tahribat meydana gelmemiş ise görme bulanıklığı olmaz. Gene boyun omurları arasından geçen sinirler baskı altında bırakılmaz ise ellerde kuvvetsizlik ve uyuşma da meydana gelmez. Aileniz ile konuşup ameliyatınızı yaptırmanız iyi olur.
Yaşınınızı yazmamış olmakla beraber kilonuz boyunuza göre az sayılır. Kilo almak için ilaç kullanmak uygun değildir. Tabii gıdalar ile kilo almaya çalışın. Özellikle hamur işi tatlı gıdalar, kuruyemişler kilo almada faydalıdır. Uyku düzenine dikkat ediniz. Fazla hareketten sakınınız. Vitaminsiz kalmayın.

Boyun ağrısı ve mezoterapi

49 yaşındayım ve 7 yıldır boyun ağrısı ile ilgili değişik tedaviler gördüm. Çekilen filmlerde boyunda fıtıklaşma bulunamadı ve boyun eklemlerinde kireçlenme teşhisi kondu. Fizik tedaviden fayda görüyorum fakat belirli bir süre sonra ağrılarım tekrar başlıyor. Mide şikayetlerim olduğundan dolayı ağrı için her ilacı da kullanamıyorum. Son gittiğim hekim mezoterapi tedavisinden faydalanabileceğimi söyledi. Bu tedavi yöntemi hakkında bilgi verir misiniz

Son zamanlarda ülkemizde yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan mezoterapi hakkında sıkça sorular geliyor. Benim için de çok yeni olan bu tedavi yöntemi hakkındaki bilgiler için mezoterapinin ülkemizdeki ilk uygulayacılarından ve Mezoterapi Derneği Başakanı olan Opr. Dr. Nurettin Ümit Özak’a başvurduk. Mezoterapinin en sık uygulandığı ülke Fransa. Ülkemizde de 1986’dan beri bu konuda eğitimli hekimler tarafından gittikçe yaygınlaşarak uygulanmaktadır. Çok ince bir iğne ile içinde kortizon olmayan yaklaşık 30 çeşit ilaç hastalığına göre ağrılı veya tedavi edilmesi gereken bölgenin cildinin içine yapılmaktadır.
Mezoterapinin kullanılabildiği hastalıklar çok fazladır. Bunlar ameliyat gerektirmeyen birkısım yumuşak doku hastalıkları, mafsal kireçlenmeleri (artrozları ), bazı cilt ve damar hastalıkları, iltihabi karakterde olmayan bazı deri hastalıkları ile selülit ve kırışıklıklardır. Ülkemizde de bu tedavi en çok mafsal kireçlenmelerinde, selülit ve kırışıklıklarda uygulanmaktadır. İlaç sadece hasta olan bölgeye verildiğinden ve o bölgeyi etkilediğinden mide ve karaciğere olumsuz etkileri olmamakta, ağrı kesici etkisi de ağızdan alınan bir hapa veya yapılan bir iğneye göre o bölge için daha fazla olabilmektedir.
Selülit ve kırışıklıkların tedavisinde de hayli başarılı olan bu tedavi yönteminde kullanılan ilaçlar herkes tarafından kabul edilen ilaçlardır. Benim size önerim, eğer hekiminiz size mezoterapiden fayda göreceğinizi önermiş ise bu tedavinin eğitilmiş bir hekim tarafından uygulandığı bir merkeze başvurmanızdır.

Boyun güzelliği

Evinizde kolayca hazırlayabileceğiniz bir reçeteyle, boynunuzun güzel görüntüsünü koruyabilirsiniz. Birkaç damla gülyağı ve badem yağını karıştırın, elde ettiğiniz karışıma bir çay kaşığı bal ekleyin. Boynunuza her akşam yaptığınız masaj sırasında bu karışımı kullanın, cildinizin iyice emmesini sağlayın, masaj bitiminde boynunuzu ılık su ile yıkayın.

Sağlık kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bebeklerde Ateş Düşürme Yöntemleri

Bebekler de ortaya çıkan ateşli hastalıklar nedeni ile ne yapılması gerektiği konusun da kendiniz yetersiz hissediyorsanız yayınladığımız makalemizi dikkatlice okuyunuz.

Anne ve babaların bebeklerde sıklıkla dikkat ettiği ayrıntılardan bir tanesi de bebeklerde görülen yüksek ateş durumlarıdır. Bebeklerde görülen ateşlenmeler, diş çıkarması gibi olağan nedenlerden dolayı görülebildiği gibi, ateşli hastalıklar, soğuk algınlığı gibi değişik sağlık sorunlarından ötürü de görülebilmektedir. Peki bebeklerin ateşi olduğunu nasıl anlarız ve bebekte görülen ateşi nasıl düşürebilirim? Tüm bu sorulara sizler için cevaplar aradık ve çok işinize yarayacak bir takım bilgileri sizlerle paylaşmak istedik.

Bilhassa bebekler sık sık ateşlenmektedir. Bunun nedeni birçok hastalık olabilir en doğru yol hemen bir doktora başvurmaktır, eğer siz evde çocuğunuzun ateşi hakkında bilgi edinmek isteseniz çeşitli yöntemler vardır.

Bebeklerde Ateş Nasıl Ölçülür

Ateş çeşitli şekillerde ölçülebilir.
-Koltuk altı
-Rektal (makattan ölçüm)
-Timpana (kulaktan ölçüm)
-Oral (ağız içinden ölçüm)

Ölçümünde hangi yöntemin uygulanacağı çocuğun yaşına göre belirlenebilir. Bebeklerde rektal ölçümler, daha büyük çocuklarda ise koltuk altından ateş ölçülmesi daha doğru olmaktadır. Genellikle koltuk altına oranla rektal yoldan alınan ölçümler 0,5-1 C daha yüksek bulunur. Koltuk altı ölçümü yapılırken terleme varsa önce kurulanmalı sonra cıvalı kısım koltuk altına gelecek şekilde yerleştirilmelidir. Tercihen kucakta tutularak 3 dakika termometre kapalı koltuk altında tutulmalıdır. Civalı termometreler en güvenilir ölçümlerin yapıldığı termometreler olmakla beraber kırılmaları durumunda oluşabilecek yaralanmalara, civalı yerlerinin dökülmesi nedeniyle zehirlenmeler oluşmasına karşı dikkatli olunmalıdır.

Ağız içinden ölçüm yapılırken ölçümden 5-10 dakika önce soğuk ve sıcak yiyecek ve içeceklerin alınmamasına dikkat edilmeli, termometre ağız içerisinde 2-3 dakika bekletildikten sonra okuma yapılmalıdır.

Hızlı ölçüm yöntemlerinden biri de timpanik termometrelerle kulaktan yapılan ölçümlerdir. Termometre kulak içine dikkatlice yerleştirilip ölçüm yapılabilir.

Bebeklerde Ateş Nasıl Düşürülür-Çocuklarda Ateş Düşürme Yöntemleri

Yüksek ateş anne babaların en tedirgin eden hastalık belirtilerinden biridir. Çocuğunuz size her zaman alıştığınızdan daha sıcak geliyorsa ısısını ölçerek tam bir ölçüm yapmanız gerekir. Genellikle ateş olarak kabul edilen derece 38ºC’nin üzerindeki değerlerdir. Özellikle küçük çocuklarda ateşi kontrol altına almak önemlidir.

Ateş nasıl ölçülür?
Kulak, dil altı, popo ve koltuk altı ateş ölçme noktalarıdır. Koltuk altı ölçümleri diğer ölçümlere göre 0,5ºC derece daha düşüktür. 2-2,5 yaşından küçük çocuklarda dil altından ölçüm yapmak teknik olarak biraz zordur. Kulak dereceleri saniyeler içinde güvenilir ölçümler yapabilmektedir. Ancak ucunun bebeğinizin kulak kanalına iyi oturduğundan emin olmanız gerekir. Evinizde mutlaka rahat kullanabileceğiniz bir dereceniz olmalıdır. Bu derece ile çocuğunuz ateşli değilken birkaç sefer ölçüm yapıp normal vücut sıcaklığını kaydetmekte yarar var.

Kaç derece yüksek ateş demektir?
Her seviyedeki ateş tehlikeli sayılmaz. Kabul edilen ateş sınırları şöyle:
Ateşsiz: 34,4-37,9
Ateşli: 38,0-39,9
Yüksek ateşli: 40,0 ve yukarısı

Eğer çocuğunuzun ateşi yoksa fakat hasta görüntüsünü korumaya devam ediyorsa bir saat içinde ateşini bir daha ölçün. Eğer çocuğunuzun ateşi 38,0 ile 39,9 arası ise ateş düşürmek için önlem alın. Çoçuğunuzun ateşi 40 derece ve yukarıdaysa hemen doktorunuzla konuşun.

Ateşi nasıl düşürülür?
Eğer çocuğunuz üç aydan daha küçükse hemen doktorunuza başvurmanız gerekir. Ancak, bu arada bebeğin üzerini açarak bekleyin ve 15 dakika sonra tekrar ateşini kontrol edin. Eğer çocuğunuz üç aydan büyükse aşağıda yöntemleri uygulayabilirsiniz.

1. Çocuğunuzun üstünü açın
Çocuğunuzun ateşi çıkarken titremesi son derece normaldir. “Üşüttüğü için ateşi çıktı” diye üzerini örtmeyin. Kalın giysiler vücut sıcaklığını dışarı geçirmeyerek çocuğunuzun ateşinin daha da yükselmesine neden olur. Eğer çocuğunuz titriyorsa, onu bir çarşaf veya ince bir havluya sarın.

bebeklerde yüksek ateş düşürme2. Ilık duş
Üzerini açmanıza rağmen çocuğunuzun ateşi 39ºC’nin üzerine çıkıyorsa hemen doktorunuzu arayın. Bu arada ısıyı hızla düşürmenin yolu da ılık duşa sokmak veya ılık, ıslak havlu ile kompres yapmaktadır. Çocuğunuza ılık duş yaptırırken:
1. Küveti ılık su ile doldurun.
2. Çocuğunuzu 15-20 dakika suyun içinde oturtun. Arkaya doğru yatmasına izin vermeyin. Suyu çocuğunuzun kafasından aşağıya dökmeyin. Bir süngeri ıslatarak onu çocuğunuzun vücudunun etrafında gezdirin.
3. Büyük bir havluyu ılık su ile ıslatıp tüm vücudunu havluya sarın. Sadece eklem yerlerine ılık su ile kompres yapmak yetersiz kalır.
Kesinlikle alkollü kompreslerle ateşi düşürmeye çalışmayın.
4. Çocuğunuz titremeye başladığı zaman, onu küvetten çıkarın ve bir havlu veya ince bir çarşafa sarın.

bebeklerde ateş nasıl düşürülür
3. İlaç tedavisi (Parasetamol)
Parasetamol, “Asprin içermeyen ağrı kesicilerde” bulunan aktif maddedir. Çocukluk döneminde tercih edilen ateş düşürücüler bu maddeyi içermektedir. Çocuklarda hiçbir zaman asprin ateş düşürücü olarak kullanılmamalıdır. Parasetamol 4-6 saatte bir verilir. Ateş parasetamole rağmen 38,5ºC’nin üzerinde seyrederse doz aralığını 4 saatten 3 saate almak gerekir. Bu durumda ikinci bir ilaçla parasetamolü dönüşümlü bir şekilde kullanmak gerekir.

Üç aydan küçük çocuğunuz ateşlenirse…
Yeni doğan dönemdeki bebeklerde enfeksiyonla savaşma yeteneği kısıtlı olduğundan ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bebeğinizin ateşi 38ºC’nin üzerine çıkarsa, doktoru acilen arayın. Doktora danışmadan ilaç vermeyin. Ateş yükselirse ve kontrol altına alınamıyorsa bebeğinizi teşekküllü bir hastanenin acil bölümüne götürebilirsiniz.

Üç aydan büyük çocuğunuz ateşlenirse…
Ateş, vücudun enfeksiyonlarla savaşma yöntemlerinden biridir. Çocuğunuzun her ateşi çıktığında doktoru görmenizi gerektirecek bir durum olmayabilir. Dikkatli olmak koşuluyla kendi başınıza da çocuğunuzun ateşini kontrol altına alabilirsiniz.

Hangi durumlarda doktoru aramanız gerekir?
Eğer orta dereceli ateş (38,0 – 39,9) 24 saatten daha uzun sürerse ve ateşten başka burun akıntısı veya öksürük gibi başka hastalık belirtileri yoksa doktorunuzu arayabilirsiniz. Bu durumda ateşin nereden kaynaklandığını bulmak gerekebilir.
Eğer ateşi orta derecede 48 saatten (2 tam gece ve gündüz) daha uzun sürer ve ateş düşürücü ilaçlarla bile düşmezse doktorunuzla konuşun…

Hangi durumlarda çocuğunuzu doktora götürmeniz gerekir?

Eğer çocuğunuzun ateşi 40 derece ve yukarıda ise
Eğer çocuğunuz çok hasta veya açıklayamadığınız hastalık belirtileri taşıyorsa
Eğer çocuğunuz bir şey içmek istemiyor, durmadan ağlıyor veya çok halsiz görünüyorsa
Eğer çocuğunuz ateşli havale geçiriyorsa. (Ateşli havale genelde çocuğunuzun ateşi normalden çok yüksek ise görülür. Havale anında çocuğunuzun elleri ve ayakları şiddetli bir şekilde sallanmaya başlar ve gözleri arkaya doğru kayabilir. Ateşli havale genelde 1-5 dakika sürer. Çocuğunuzun elinin veya kolunun birkaç kere sallanması, onun havale geçirdiği anlamına gelmez.)

Sağlık kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Cilt Temizleyici Losyon

Şifa uzmanı Prof.Dr.Ahmet Maranki Her konuda olduğu gibi kadınların cilt sorunlarına da şifalı bir karışım hazırlamış. Özellikle bayanların çok ilgisini çekecek cilt temizleme losyonunun tarifini bizlerle paylaştı.
Cilt temizleyici losyon:
-1çay kaşığı 60ml gülsuyu
-1çay kaşığı 60 ml bitkisel gliserin
-1çay kaşığı 60 ml aloe vera (sarısabır) jeli
-10 damla lavanta yağı
Hazırlanışı:Malzemelerin bir şişeye koyup iyice çalkalayın. Cildinizi ılık suyla nemlendirdikten sonra hazırladığınız losyonla masaj yapın. Ilık suyla durulayın.
etkileri:Lavantalı bitkisel temizleyici Gül suyu ve aloe vera (sarısabır) yumuşak etkili temizleyicilerdir. Gliserin cildi yumuşatır, lavanta ise yağ salgısını dengeler.

Cilt Bakımı ve Güzellik kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hücre Yenileyici Çinko Maskesi

Güzelliği ile göz kamaştıran Ebru şallı güzeliğini borçlu olduğu kendisine ait özel maske tariflerini ara ara tv programlarında halkla paylaşmakta. Özellikle bayanların ilgisini çeken programlarda hücre yenileyici maskenin formülünü açıklayan Şallı güzellik sırlarını açıklamaya devam edeceğini belirtti…
Hücre yenileyici maske
- 1 tatlı kaşığı çinko oksit kremi ( Eczaneden alınabilir)
- 1 tatlı kaşığı buğday yağı
- 1 adet paket papatya
- 1 tatlı kaşığı gül yağı
Hazırlanışı: Papatyaları 1 su bardağı kaynar suyun içine atarak demlendirin. Bir kabın içinde 1 tatlı kaşığı buğday yağı,1 tatlı kaşığı gül yağı, 1 tatlı kaşığı çinko oksit kremini karıştırarak maske şeklinde yüzünüze uygulayın.
30 dakika bekledikten sonra, yüzünüzü ılık su ile yıkayın. Yüzünüzü önceden hazırladığınız papatya çayı ile yıkayın. Maskeyi haftada bir uygulayabilirsiniz.

Cilt Bakımı ve Güzellik kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Troid Hastalığına Harşı Ceviz Tavsiyesi

Troit hastaları hakiki ceviz yağını tiroid bölgesine sürün her gece üstünü streçle kapatın 20 gün uygulayın 1 hatfa ara verin, ve 20 gün daha devam edin 3 ay boyunca tekrarlayın.
-Cevizin içindeki perdelerden 50 adet perdeyi alın. 1litre suya koyun ve ağzını kapatın. Kapalı yerde 7 gün bekletin; her gün 1 fincan bu sudan için. 20 gün boyunca birer hafta ara vererek uygulayın.
-Cevizin recelini ve cevizin kendisini tüketin

Prof. Dr. Ahmet maranki den troidi karşı bitkisel şifa karışım.Bir kaç adet cevizi bir su
bardağında bir kaç gün bekletin ve cevizi yedikten sonra suyunu için. Bu uygulamayı hergün
yaparsanız bir kaç hafta içinde kendinizdeki değişikliği farkedeceksiniz.

Prof dr. Ahmet Maranki Tavsiyesi
Ayrıca ceviz arasındaki perdeden 25,30 adetini bir litre suda bekletin ve onu da aynı şekilde
hergün tüketirseniz troide faydasını farkedeceksiniz

Şifalı Bitkiler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kozmik Şifa Şerbeti

Dr. Ahmet Maranki Kozmik şifa şerbeti olarak verdiği kürü mutalaka denemeniz gerektiğinizi belirtmek isteriz. Bu arada kullanılacak olan bitkilerin taze ve iyice temizlenmiş olmasına dikkat edin. ve verilen ölçülere birebir uymalısnız da ayrıca.

Kozmik Şifa Şerbeti

Malzemeler:

-5 dal dere otu
-6 dal nane
-4 dal tere
-8 dal maydanoz
-2 dal fesleğen
-3 dal reyhan
-1 adet limon
-1 adet portakal
-2 adet kivi
150 gram bal
1 litre su

Hazırlanışı: Portakal, kivi ve limonu kabuklarını soyduktan sonra dörde bölüp 1 litre suda 4 dakika kaynattıktan sonra içine yeşillikleri koyarak 15 dakika demlenmeye bırakın. Süzdükten sonra ılıdığında balı ilave edin.

Şifalı Bitkiler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Faranjit Bademcik ve Boğaz Enfeksyonları

özellikle kış ayının getirdiği ve çocuklarımızn çok sıklıkla yakalndığı bu hastalıklara şifalı otlardan oldukça faydalı kür tarifini veren Dr. Ahmet maranki’ye göre;

Adaçayı kürü Bademcik veya boğaz iltihabının (faranjit) oluşumuna karşı da gerçek bir koruyucu ve önleyicidir.

Gün boyu birkaç defa yapacağınız adaçayı gargarası ilk günlerde sizi yeniden dünyaya gelmiş gibi yapacaktır. İlerleyen günlerde haftada birkaç defa bu gargarayı tekrarlamak sizi bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyacaktır.

Hazırlanışı:Yaklaşık bir su bardağı suda bir poşet adaçayı veya bir tatlı kaşığı taze adaçayı on dakika demlenir.

Günde 2-3 defa gargarası yapılır. Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca hergün bir çay bardağı adaçayı içilir.

Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitkiyi daha fazla suyunun içinde bekletmeyiniz, mutlaka süzüp ayırınız.

Not: Aktarlardan satın alacağınız adaçayı hem çok daha ucuz hem de amacınıza daha uygundur.

Önemli Uyarı: Adaçayı, memleketimizde son yıllarda sıkca tüketilmeye başlanmış bir çaydır. Ancak, hamile bayanların hamileliklerinin ilk üç ayında adaçayını temkinli kullanmaları gerekir. Eğer düşük tehlikesi söz konusu ise kesinlikle adaçayından uzak durmaları gerekir. Çünkü, adaçayı yaprakları, dört tane düşük yapma riskini artıran madde içermektedir.

Şifalı Bitkiler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın