Anne sütü psikolojik rahatsızlıkları önlüyor

Yapılan araştırmalar sonucunda bebeklik dönemlerinde anne sütüyle beslenen çocukların biberonla beslenen çocuklara oranla göre daha huzurlu oldukları tespit edildi.

Avustralya’daki Perth’s Telethon Çocuk Sağlığı Araştırma Enstitüsü’nün gerçekleştirdiği bir araştırmada, 1989-1992 yılları arasında doğum yapan 2 bin 300 kadının çocuklarının ruh sağlığı gelişimi 14 yıl boyunca gözlemlendi.

Araştırmanın sonucunda, bebeklik dönemlerinde 6 aydan uzun bir süre anne sütüyle beslenmiş olan çocukların, psikolojik rahatsızlıklardan mustarip olma risklerinin daha düşük olduğu ortaya çıktı.

Ekibinin başındaki Wendy Oddy, bu sonuçlarda anne sütünün içerdiği biyolojik bileşenlerin yanı sıra, emzirme yoluyla anne ve bebek arasında oluşan doğal bağın etkili olduğunu söyledi.Anne sütü psikolojik rahatsızlıkları önlüyor

Yorumlar

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların gebeliğe etkisi var mı?

Hayır. Yeni evlenmiş ve genç bir çift bize müracaat ettiğinde önce daha basit, ucuz tedavileri deneriz. Örneğin basit bir ilaçla kadının yumurtlamasın uyarırız. Böylece bir yerine iki yumurta gelişir ya da daha kalitelerde yumurtalar oluşur. Bu da gebelik şansını %5- 6 oranında artırır.

kaynak:Prof. Dr. BÜLENT BAYSAL

Yorumlar

“Herşey Benim, Hiçbir Şeyimi Paylaşmam

Hiç bir şeyini paylaşmaz. 1-4 yaş döneminde dünyanın merkezi kendisidir. Başkalarının duygu ve düşüncelerine, hatta bu dünyada başkalarının varlığına bile yer yoktur. Başkaları için kendi davranışlarını değiştirmez. Ondan böyle bir şey beklemeyin.

“Ne yaptıysam abisi çalışırken top oynamasına engel olamadım.”

Böyle davrandığı için ne sizi dinlemeyen yaramaz bir çocuk, ne de abisini rahatsız eden hain ve kıskanç biridir o. Ya da ileride öyle biri olacaktır. O, sadece kendinden başkalarını fark edemiyor. Yaşı gereği bencillik dönemi yaşıyor. Siz de bir zamanlar yaşadınız. Yaşatılmadı iseniz o başkalarının suçu. Ümit ederiz, şimdi bu iyi yaşanmamış döneminize ait çekingen ve ürkek bir kişiliğiniz yoktur.

Abi rahat ders çalışsın diye, onun yaşı gereği gösterdiği bencil davranışına engel olmayın. Bu arada abinin ders çalışmasına da olanak sağlayın. Her ikisini birden yapabilmek için çözümler üretin.

‘Dur! Oynama! Yoksa şöyle yaparım! Akşama babana söylerim’ ya da ‘Yapmazsan sana şeker alırımlar fayda etmez. Dövseniz de olmaz. Siz en iyisi ona, bencilliğine sessizce devam edeceği, ilgisini çekecek başka bir uğraş bulun.

Bu dönemde hiçbir şeyini başkaları ile paylaşmamak kendini fark ettirmenin bir diğer belirtisidir. Eşyalarını paylaştırmaya çalıştırmak hatadır. Sahiplenme arzusu yeterince doyurulmalıdır.

Evimizin her gün bir parçasını 3 yaşındaki kızıma verirdim. “Canım, bugün evimizin bacası senin olsun. Tamam mı? Senin olsun! Sakın kimseye verme!” diye de ‘benim’ duygusunu doyuma ulaştırmak için teyit ederdim. Bir gün kırık klozet kapağımıza bir yenisini alıp eve gelmiştim. Kızım her zamanki gibi beni kapıda karşıladı. “Yavrum, al bu klozet kapağı senin olsun.” dedim. Klozet kapağına sarıldı, “Harika! Artık kakam gelince kapağımla tuvalete gider, kakam bitince kapağımı yine odama götürürüm.” Diyerek odasına yöneldi.

Sözün özü, paylaşmıyor olması bu dönemin özelliğidir. Bu, ileride paylaşmayı bilmeyen biri olacak anlamında değildir. Çünkü paylaşmayıp “bu benim” demek kimlik ve varlık ifadesidir. ‘Kuru ekmeğini arkadaşıyla paylaşır’ anlamında bir paylaşma değildir bu.

Nedense, her şeyimizi paylaştığımızla övünürüz, hecelere ayrı birer ahenk katarak “Yavrum, sen şimdi oyuncağını ver arkadaşına, ben sana yenisini alırım.” deriz. Diğer çocuğun annesinin gözleri ile takip edildiğimizi anlamaya çalışan kaçamak bakışlarla da etrafı süzeriz.

Ya da, bir oyuncak için çekiştirmeceli kavgaya tutuşmuş, iki çocuğumuzu ayırmaya çalışırız. Burada mutlaka yaş farkını öne süreriz. Böylece çocuklarımız arasında bir de kıyaslama hatası yapmış oluruz. Hâlbuki biz karışmazsak, onlar paylaşma konusunda en uygun çözümü bulacaklardır. Üstelik kimlik ve kişilik İfadelerini güçlendireceklerdir. Alt tarafı ikisinden biri ağlayacaktır. Birbirlerini bıçaklayacak değildirler ya.

Sahiplenme Duygusu Gelişmezse Kıskanç, Kıskançlıktan Kurtulamazsa, Korkuları Olur. Korkularını Kullanarak Sizi Kullanır.

Sahiplenme arzusu yeterince doyurulmadığı takdirde, kazanma adına kıskançlık yarışına girer. Kıskançlık duygusu tatmin edilmesi güç bir duygudur. Onun yarışı kaybetme üzüntüsünü zor önlersiniz. Bu sefer korku fantezileri ile sizin ilginizi çekmeye çalışır. Korku fantezileri ile mücadele etmeniz çok daha zordur. Korku fantezileri ile ‘falancadan korktuğum için, kıskançlık yarışını kaybettim.’ duygusu yaşar. Siz bunu fark edemez ve

“Zavallı yavrum köpeklerden pek korkar.” Sanırsınız. Onu korumaya yönelirsiniz. Sizin ilginizi sonunda çekebilmiştir. Artık bu durumu sıklıkla kullanmaya başlar. Sizin bu acıma duygunuz geleceğin sizi ve başkalarını kullanmanın yollarını arayan pısırık bir kişiliğine imza atar.

Bu arada eve bir kardeş geldi belki de. Ya kardeş ebeveynin sevgisini alırsa! Bu korkuyla çevreye güvenemez. ‘Sen yanılıyorsun. Ben seni de çok seviyorum’ lar onun için ‘hikâyedir’. Onun yerine; iki elmayı, iki kardeşe, birer birer vermek yerine, ortadan ikiye keserek, her bir elmadan birer yarımşar verseniz. Ve verirken deseniz ki , “ Elmaların biri diğerinden lezzetli ise her ikinizin de o lezzeti tatmanız için ikiye böldüm” Hatta hiçbir şey demeseniz bile “ Ben sizi asla birbirinizden ayıramıyorum. İçimdeki sevginiz de böyle.” Demekten çok daha inandırıcı olursunuz. İnandırıcılığınız sözlerinizden değil, ikiye keserek somutlaştırdığınız elmadan kaynaklanır.

Bu konuda başarılı olmazsanız, çocuk çeşitli objelere karşı korkular geliştirir. Falanca şeyden korkmaktadır onun için diğer kardeşe yenik düşmüştür. Bu onun için savaşı kaybettim dememek için uydurduğu savunma mekanizmasıdır. Annesi korku nedeniyle senin ilgini kardeşine kaptırmıştır. Yoksa kardeşi ondan daha iyi, güzel, tatlı olduğu için değil. Hem korkunca annesinde bir vicdani sömürü oluşturup ilgiyi de kendi üstüne çekebilmektedir. Bu konu Çocuk Gelişimi, Çocuk Sağlığı, Çocuk Psikolojisi konuları altında derlenmiştir.

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

Yorumlar

“Annem Bana Bakar” üzerine Çocukta kendine güvenin temelleri

Çocuk, ona bakan kişinin, her zaman onun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yanında olduğunu hissetmeli ve her zaman yanında olacağından da emin olmalıdır. İkisi birbirine adeta yapışık yaşamalıdırlar. Erikson’un tanımladığı psikososyal gelişmenin ilk aşaması olan temel güven bu şekilde kazanılır. Böylece, geleceğin, kendine olduğu kadar, başkalarına da güvenen, mutlu ve iyimser kişisinin temeli atılır. Bu aşamanın kazanılması yaşamın ilk bir buçuk iki yılında olur. Bu dönem yeterince doyurulamazsa, özgüveni olmayan, kendinden emin olamayan, sürekli kuşku duyan, mutsuz bir kişilik gelişir.

Her an çocuğunun yanında olması mümkün olmayan çalışan anneler için dikkat edilecek nokta, kendi yerlerini alacak kişinin seçiminde oldukça dikkatli davranmalarıdır. Çocuğa bakacak kişinin seçimine ‘Olmazsa bir başkası bulunur.’ zihniyeti ile yaklaşılmamalıdır. Anne yerine çocuğa bakacak kişi her an çocuğun isteklerini karşılıyorsa sorun kalmaz. Anneanne ve babaanneler sağlıkları elverdiği ölçüde bu iş için yerleri doldurulmaz kişilerdir. Hatta çalışan anne tarafından çocuğu şımartacak şekilde aşırı ilgi göstermekle suçlanırlar. Oysa özellikle bir bucuk yaşına kadar her ihtiyacının karşılanması çocuk için gereklidir. Yaşamın ilk bir buçuk iki yılında bir çocuğun her istediğinin yapılması onu şımartmaz. Tam aksine, yapılmaması onun ruh sağlığını bozar. Kaldı ki bu dönemin iki büyük ihtiyacı vardır: aç, susuz ve uykusuz kalmamak, altı temiz olmak.

“Dokuz aylık kızım yanında ben olmadığım zaman bir türlü uyuyamıyordu. Hadi uyuttum diyelim. Gece boyunca evden ayılmama da izin vermiyordu. Arada bir uyanıp yine benim varlığımı hissetmek istiyordu. Uyandığında odasına girmem bile tekrar uykuya geçmesine yetiyordu. Eşimle birlikte dışarı çıkmışsak bakıcısı da, annem de çocuğu bir turlu susturamadıklarını söylüyorlardı.

Sosyal hayatimiz sıfıra inmişti. Eve kapanmaya alışık olmayan eşim de sıkıntısını belli etmeye başlamıştı. Bu soruna bir çare bulmam lazımdı.

Aklıma cin gibi bir fikir geldi. Çocuk uyanmasa bile belli aralıklarla odasına gidip orada olduğumu ona hissettirecek zamanla bu aralan açacaktım. Böylece yokluğumda bile ona evde olduğum kanaatini uyandıracaktım.

Doktorumuz, bir buçuk yaşından önce böyle bir denemenin faydasız olacağını söyledi. Ve bırakıp gidersek zararı bile olabilirdi.

Doktorumuz haklı çıktı. Bir buçuk yaşından önce, çocuğumu zedelememek koşulu ile bu duruma bir çözüm yoktu. Eşim ve ben kabullendik. Kızımız bir buçuk yaşına geldiğinde sorun kendiliğinden ortadan kalktı.”

Çocuk temel güven ve obje devamlılığını kazanmak zorundadır. Öte yandan ailenin de kendine göre bir sosyal yaşamı vardır. Bunun ortak noktası bulunmalı, fakat öncelik yine de çocuk olmalıdır. Çünkü bu dönemdeki bir eksiklik ileriki dönemlere yansırsa bu ailenin sosyal yaşantısına ileride de engel olmaya devam eder. En iyisi tuğlayı zamanında ve doğru olarak yerine yerleştirmektir. Çünkü yıkıp daha düzgününü yapmak her zaman mümkün değildir.

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

2 Yorum

Bebeğin emzirilmesi

Bebeğinizi anne sütü ile beslemenin sayısız yararları vardır; ona doğanın sağlayabileceği en iyi besini veriyorsunuz demektir. Bu nedenle, ilk günlerde bazı zorluklar çekseniz bile emzirme konusunda gayretinizi eksiltmeyin. Bu yeni beceriyi bebeğinizle birlikte siz de öğreneceksiniz. Önceleri nasıl emeceğini bilmiyor ya da uzun süre ememiyorsa üzülmeyin, biraz sabırlı olun yeter. Doğumdan hemen sonra bebeğinizin çok fazla besin almasına gerek yoktur. Bu arada meme uçlarınızın sertleşerek emilmeye alışması için yeterli zamanınız olacaktır. Bu konuda “hazır reçeteleri” olan deneyimli yakınlarınızın yada arkadaşlarınızın çok sayıdaki önerileri arasından işinize yarayabilecekleri seçecek ve kısa zamanda güven kazanacaksınız. Yeter ki emzirme konusunda kararlı olun, hemen pes etmeyin. İlk haftaları atlattıktan sonra, bebeğinizi aylar boyunca başarıyla besleyecek bir yöntemin kendiliğinden geliştiğini göreceksiniz.
YAKLAŞIK BİR SAAT boyunca böyle kalabileceğiniz için ikiniz de rahat edeceği bir konum alın. Derin bir soluk alarak gevşeyin. Siz ne denli rahat olursanız, bebeğiniz de o denli rahat emer. Cildinize yeterince dokunabilmesi için bebeğinize olanak tanıyın. Olabiliyorsa, üstünüzü bütünüyle çıkarın, böyle daha rahat ettiğinizi göreceksiniz.

Önce rahatça, dik oturun. Sırtınızı yaslayın. Kolsuz, alçak bir sandalye bu iş için en uygunudur. Yataktaysanız sırtınızı yastıklarla destekleyin. Bebeği memeye yaklaştırmak için altına yastık koyabilir ya da bir dizinizi yükselterek ona destek olabilirsiniz. Emzirmek için öne doğru eğildiğinizde sırtınızı bükmeyin.Bir yastık
bebeğin ağırlığını alacaktır.
Bebeğinizde, meme başını aramasını ve besin bulmasını sağlayan, doğuştan gelme bir refleks vardır. On günlük oluncaya dek, bu refleksten yararlanarak memeyi bulmasını sağlayabilirsiniz. Meme başını yanağına sürtün. Başını çevirerek ağzıyla memeyi arayacaktır.
Bebeğiniz başını içgüdüsel olarak döndürmüyorsa areolanın hemen gerisini hafifçe sıkarak biraz süt gelmesini sağlayın. Bu birkaç damlı sütü bebeğinizin dudağına değdirerek ağzını açmasını sağlayabilirsiniz.
Emzirmeye alışınca
Emzirme olayına ikiniz de alıştıktan sonra, rahat ettiğiniz her konumda emzirebileceğinizi göreceksiniz. Bağdaş kurarak oturma, özellikle sırtınızı yaslaya-bilirseniz, çok uygun bir konumdur

Yorumlar

Uzun süre süt ile beslenen çocuklar daha zeki oluyor.

Yeni yapılan bir araştırma sonuçları
6 ay ya da daha fazla anne sütü ile beslenen bebeklerin, 3 ay ya da daha kısa süre anne sütüyle beslenen bebeklere oranla daha zeki olduklarını ortaya koydu.
Bu bebeklerin IQ seviyelerindeki farklar az olmasına rağmen ilerdeki hayatlarında fazla bir etkiye de sahip değiller.
Uzmanlara göre anne sütü içindeki yağ asitleri ve büyüme faktörleri hazır mamalarda bulumadığndan bu farkı biyolojik faktörlere bağlamak mümkün. Anne sütü her türlü hazır mamadan çok daha üstün bir beslenme sağlıyor.

Yorumlar

Sağılmış anne sütünün saklanması hakkında…

Anne sütü elle ya da özel pompa ile sağılarak saklanabilir. 20 dakika kaynatılarak sterilize edilmiş kapaklı şişeye ve ya bardağa sağılması gerekir.Anne sütü oda ısısında 6 saat,buzdolabı rafında 24 saat,buzlukta ise 3 ay bozulmadan tutulabilir.
Kullanılmadan önce sütü ısıtmak için şişe sıcak suyun içine oturtulur.Süt kaynatılmamalıdır.Sütün sağılarak bebeğe kaşık veya biberonla verilmesi,özellikle çalışan annelerin ve ağızdan beslenemeyen hasta bebeklerin anne sütü ile beslenmeleri yönünden önemlidir.

Yorumlar
Sayfa 1 / 3123»