Çocuklarınıza yumurta ve pekmez yedirin

pekmezkutut
Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esef Karakuş, bünyeleri büyüklere göre daha zayıf olan çocukları soğuklara karşı korumak için haftada 5 gün sabah kahvaltısında, pişmiş yumurta ile pekmez yedirilmesi gerektiğini söyledi.

Dr. Karakuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soğuk havalardan, vücut direnci düşük çocukların daha fazla etkilendiğini belirtti.

Aşırı soğuklar nedeniyle çocuklarda yeterli ve dengeli beslenmenin öneminin bir kat daha arttığını vurgulayan Karakuş, şunları kaydetti:

”Anne-babalar, çocukların, vücut direncini artırmak ve bu yolla hastalanmalarını önlemek için aldıkları besinlere çok dikkat etmeliler. Çocuklara, vücut direncini artıran, enfeksiyonlara karşı koruyan proteinler, bu dönemde bol miktarda verilmelidir. Anne sütünden sonra en önemli protein kaynağı ise yumurtadır. Bağırsakta emilimi çok yüksek olan ve hızla kana karışan yumurta, süratle vücuda yayılarak çocukların enerji açığını kapatır. Çocuklara, soğuktan korumak için haftada 5 gün sabah kahvaltısında tam pişmiş yumurta yedirilmelidir. Yumurta, soğuktan korumanın yanı sıra, vücudun protein ihtiyacını da karşılar. Rafadan yumurta verilmemelidir. Çünkü, rafadan yumurtanın sindirimi zor ve alerji kaynağı olduğu için de önermiyoruz.”

-PEKMEZ, BESLEYİCİ VE ENERJİ KAYNAĞI-

Dr. Esef Karakuş, ayrıca soğuk günlerde çocuklara besleyici değeri yüksek ve enerji kaynağı olan pekmezin de yedirilmesinin çok yararlı olduğunu vurguladı.

Pekmezin, bazı vitamin ve mineraller bakımından çok zengin bir gıda maddesi olduğunu söyleyen Karakuş, şunları anlattı:
Devamini Okuyunuz »

Yorumlar

Sevgiyi bebekken öğretin

Uzmanlar, sevgi ve paylaşma duygularını bebeklik çağında öğretmek gerektiğini, bunun “demokratik toplum ve aile yapısının korunması için” gerekli olduğunu söyledi
b

Yorumlar

Okul çağında beslenme, okul çağındaki çocukların beslenmesi

Kara, okul çağındaki çocukların büyüme ve gelişmelerinin devam ettiğini hatırlatarak, “Bu yaşlarda öğretilecek doğru beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları sayesinde vücut ağırlığının kontrolü, kemik, kas gelişimi, beklenen büyüme ve gelişme sağlanabilmektedir. Gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların yüzde 80′inin sabah kahvaltısı yapmadan okula gittiği saptanmıştır. Açlık sebebiyle kan şekeri düşen çocukların dersleri algılamada zorlandıkları, konsantrasyon ve performanslarında düşüş yaşadıkları gözlenmiştir. Bu yüzden ailelerin kahvaltıyı alışkanlık haline getirmelerini, kahvaltıyı çocuklarıyla birlikte yapmalarını öneriyoruz” dedi.

Sabah kahvaltısının 1 bardak süt yada taze sıkılmış meyve suyu, 1 dilim peynir, 3-4 zeytin, 1-2 dilim ekmek, bir tatlı kaşığı tereyağı, yumurta, 1 tatlı kaşığı bal yada pekmezden oluşabileceğini belirten Kara, “Öğün aralarında gereksiz cips, çikolata, şekerleme verilmemelidir. Bunların yerine meyve ve evde yapılmış kek verilebilir. Çocuklar fiziksel aktiviteye de teşvik edilmeli, uykularının düzenli olması sağlanmalıdır” diye konuştu.

Okul çağında beslenme, okul çağındaki çocukların beslenmesi ve Dengeli Beslenme alanlarındaki bu makalemiz Sağlıklı bir yaşam portalı için hazırlanmıştır.

Yorumlar

Çocuklarda diş sağlığı

Dişlerin Temizliği
Diş çürüğü anne ve babadan çocuğa BULAŞABİLEN bir hastalıktır. Çocuğunuzu çok fazla öpülmekten koruyunuz. Bebeklerdeki ağız ve diş sağlığı, ağızda ilk dişler çıkmaya başladığı anda başlar, yaşam boyu sürer. İlk dişler yaklaşık 6. Ayda çıkmaya başlar, 2.5-5 yaşında tamamlanırve bu dişler 28 tanedir. Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması

1-2.5 yaş arasındaki çocukların ağız ve diş sağlığından anne ve baba sorumludur. İlk dişler çıktığı dönemde anne ıslatılmış temiz bir gazlı bez ya da tülbenti işaret parmağına sararak günde bir kez bebeğinin dişlerini temizlemelidir. Her beslenmeden sonra ağız temizliğini sağlamak için bir miktar su mutlaka verilmelidir.

Çocuğun ağzındaki diş sayısı artınca diş fırçası ile temizlemeye geçilir. Bu dönemde (1-2.5 yaş) çocuk oyun şeklinde günde 2 kez dişlerini fırçalamalı, anne de günde 1 kez çocuğun dişlerini fırçalamalıdır. Diş macunu kullanımı bu dönemde gerekli değildir. Çocuğun macun yutmadığı bir dönemde süt dişleri için hazırlanmış özel florlu diş macunu kullanılmalıdır.

Biberon Çürüğü
Aşırı derecede biberon ve yalancı emzik kullanımı diş çürükleri ve çene bozukluklarına yol açar. Bu çürükler BİBERON ÇÜRÜĞÜ olarak adlandırılır. Tipik olan bu çürükler tüm ön dişler ve azı dişlerinde görülür.

Uzun süreli ve gece boyunca biberonla tatlandırılmış süt verilmesi,

Şekere, bala ya da pekmeze batırılmış yalancı emzik kullanımı,

Tülbente sarılmış lokum emdirilmesi,

Biberonla besledikten sonra ağız temizliğinin yapılmaması ile oluşur.

Çocuk 1.5-2 yaş civarında biberondan uzaklaştırılmalıdır.
Çürüklere bağlı erken yaşta yapılan süt dişi çekimi sonucu daimi dişlerde çapraşıklıklar oluşur. Çocuğun aldığı besinler diş sağlığı üzerinde önemli rol oynar.
Ekmek, bisküvi, hamur işi gibi dişler üzerine yapışan yumuşak besinler ve kolalı içeceklerden kaçınılmalıdır.
Elma, havuç, kereviz, peynir, yer fıstığı gibi yiyecekler çürük önleyici besinlerdir.

Ağız ve Diş Sağlığınız İçin Dişlerinizi günde 2 kez FLLORLU DİŞ MACUNU ile fırçalayın ve çocuğunuza
da fırçalatın.
Diş hekiminizi 6 AYDA 1 KEZ ziyaret edin.
Günde 5 KEZ’den fazla öğün almayın.
Beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyin

Hazırlayan: Dr. Şeyda Akın

Yorumlar

1-2 yaş dönemi çocuk oyunları

Çocuklar büyüdükçe becerileri çeşitlendiğinden oyun ve oyuncak seçenekleri de artmakta. Bu yazıda 1 yaşından büyük çocukların ne tip oyun ve oyuncaklardan hoşlanacaklarına, çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz aktivitelere değineceğiz.

1-2 yaş:

Bir yaşını deviren çocuğunuz artık eskiye oranla çok daha hareketli. Emekleme ile başlayan hareketlenme yürüme, koşma, tırmanma, merdiven inip çıkma ile devam edecek. Eşyaları itmeye, çekmeye bayıldığını göreceksiniz. Bu dönemde el becerileri de hızla gelişecek. Artık oyuncaklarını üst üste koyabilecek, kutuların içine atabilecek. Dil gelişimi sürecinde öncelikle sizin söylediklerinizi anlayacak, daha sonra kendini ifade edebilmek için çeşitli yöntemler kullanacak; işaret etme gibi, daha sonra konuşacak. Çevresindeki her yeni şey ilgisini çekecek, araştırma, karıştırmaya başlayacak. Yine bu dönemde benlik kavramı gelişmeye başladığından artık “adam yerine konmak” isteyecek. İnatlaşmalara, tutturmalara hazırlıklı olun…

Yürümek, koşmak, tırmanmak çocuğunuzun yeni öğrenmekte olduğu beceriler. Bu becerileri iyice pekiştirebilmesi için çocuğunuzun geniş alanlarda, rahatça, tehlikelerden uzak bir şekilde hareket edebilmeye gereksinimi var. Evinizde bu amaç doğrultusunda bazı değişiklikler yapabilirsiniz. Örneğin, evinizin bir odasındaki bazı mobilyaları bir süre için ortadan kaldırarak çocuğunuza uygun hale getirebilirsiniz.

Ev içinde mobilyalara tutunarak sıralamaya başlayan çocuğunuz, zamanla kendi kendine yürüyebilir hale gelecek. Bu geçiş döneminde tutunup itebileceği oyuncaklar (dengeli olmak kaydıyla) gözetim altında kullanılabilir. Ayrıca, üzerine binip ayaklarıyla yerden hız alarak hareket ettireceği basit tekerlekli oyuncaklardan büyük keyif alacaktır.

Çocuğunuzun ev dışında koşup oynamaya da gereksinimi var. Açık, geniş alanlar çocukların kendi güç ve yeteneklerini sınamalarına olanak sağlar. Böyle bir alanda istediği kadar koşabilmek çocuğunuzun çok hoşuna gidecek. Açık alanlarda çocuğunuzla top oynamayı deneyebilirsiniz.

Hareketlerine hakimiyeti arttıkça oyun parklarından daha da büyük bir zevk alacak. Parkta yürümeyi, koşmayı, tırmanmayı, zıplamayı pekiştirecek. Yine de aman dikkat, olası kazaları önleyebilmek için yanından ayrılmayın.

Parklardaki kum havuzları çocuklar için çok cazip oyun alanları. Kum havuzunun temiz tutulduğundan emin olun. Çocuğunuzun kum yemesine ya da çevreye atmasına izin vermeyin.

Açık havada çocuğunuza doğayı ve canlıları tanıtın. Çevreye karşı duyarlı olması için ona örnek olmaya çalışın.

Çocuğunuz 2 yaşına geldiğinde oyun hamurları, kum, parmak boyaları, su ile oynamaktan çok hoşlanacak. Oyun hamurunun içinde daha az kimyasal madde olsun isterseniz, evde kendiniz de yapabilirsiniz (tarifi yazının sonunda bulabilirsiniz). Ayrıca, parmak boyası yerine gıda boyası ile renklendirilmiş yoğurt kullanabilirsiniz.

Çocuğunuz suyla oynarken asla onu yalnız bırakmayın.

Karalama yapması için mum boyalar verebilirsiniz eline, sizi yazı yazarken gördükçe o da sizi taklit etmeye çalışacak. Kullandığı mum boyaların kaliteli olmasına, zehirli maddeler içermemesine dikkat edin. Ne de olsa, uzunca bir süre daha onları yemeye çalışacak.

Çocuğunuzun el becerileri geliştikçe oyuncaklarıyla daha da keyifle oynayacak. Avucuna sığacak büyüklükteki küpler en sevdiği oyuncaklardan olacak. Bu küplerden kule yapmanızı isteyecek, yaptığınız kuleyi her seferinde büyük keyifle devirecek. Bir süre sonra kendisi de kule yapmaya başlayacak. Üst üste konabilecek halkalar, iç içe geçen kutular da hoşlanacağı oyuncaklardan.

Bu yaştaki çocuklar nesneleri birbirine uydurmaktan keyif alır. Birbirine eklenen iri parçalı oyuncaklarla (lego gibi) severek oynarlar.

Kutuları açıp kapamayı severler. Bu nedenle mutfaktaki tencerelerle oynamak, onlarla ses çıkarmak hoşlarına gider.

Şekilleri tanımaya başladığı bu dönemde nesneleri şekillerine göre sınıflandırmak hoşuna gidebilir. Kafasından gruplama, düzenleme, karşılaştırma yapabilecektir.

El ve göz koordinasyonunun gelişmesi ve şekilleri tanıma ile birlikte oynayabileceği oyuncak çeşidi de artacak. Elindeki nesneyi, kutunun üzerindeki aynı şekildeki bir delikten geçirmeyi becerebilecektir.

Bu yaşta çocuğunuz yap-bozlarla da oynamaya başlayabilir. Tek parçalı, üzerinde tutabileceği bir sapı olan tahtadan yap-bozları tercih edin. Çok küçük parçalı oyuncakların 3 yaşın altındaki çocuklar için uygun olmadığını aklınızdan çıkarmayın.

Çocuğunuz bir yaşını doldurduktan sonra artık sizin her yaptığınızı dikkatle izleyecek, her sözünüzü dikkatle dinleyecek. Günlük işlerinizi yaparken size yardım etmekten hoşlanacak. Sizi taklit etmeye bayılacak. Çocuğunuzu bir gün elinde süpürge büyük bir gururla odayı süpürürken görürseniz şaşmayın.

Taklit etme becerisini iyice pekiştirdikten sonra hayali oyunlar kurmaya başlayacaktır. Hayali oyun kurma genellikle 2 yaş civarında başlar. Oyuncak bebeğine yemeğini kaşıkla yedirecek, bebeğin kirlenen ağzını silecek, gazını çıkaracaktır. Bu yaşta oyuncak çay seti, oyuncak telefon sevilen oyuncaklardandır.

Çocuklar bu yaşta içine girip oynayabilecekleri çadır büyüklüğünde bezden evlere bayılırlar. Böyle bir eve para harcamanıza aslında gerek yok. Sandalyeleri karşılıklı koyup üzerlerine bir örtü örterek de aynı etkiyi yaratabilirsiniz.

Çocuğunuz ipinden tutup çektiğinde onun peşi sıra gelen oyuncaklar da çok keyif verir. Kimi zaman bu oyuncaklar hareket ettikçe ses de çıkarır.

Tüylü oyuncaklar ve bebekler 2 yaşındaki çocuğunuz için vazgeçilmez oyuncaklardır. Çocuklar bu oyuncakları kullanarak kurdukları hayali oyunlarda iç dünyalarını dışa yansıtırlar. Oyuncak bebek seçerken bebeğin canlı görünümlü olmasına, hatlarının belirgin olmasına dikkat edin. Özellikle gözleri açılıp kapanan, şarkı söyleyen, ağlayan vs oyuncak bebekler çocukları müthiş heyecanlandırır. Bebeğin giysilerinin giydirilip çıkartılabilmesi de çocuklara cazip gelir. Hele bir de banyo yaptırılabiliyorsa, harika!

Çocuğunuz hemen büyümek, bir an önce sizin yapabildiklerinizi yapabilmek istese de, bir yandan hâlâ çok küçüktür, ve rahatlatılmaya gereksinim duyar. Bazen bir oyuncak ya da battaniye, bazen emzik ya da parmak bu yaştaki çocuk için güven ve huzur gereksinimini karşılayabilir. Çocuğunuz bu güven nesnesini beraberinde her gittiği yere taşımak isteyebilir. Çocuğunuzu iyi hissettiren her ne ise, elinizin altında aynı nesneden birkaç tane bulundurmakta yarar var.

Oyuncak ayılar ve benzeri tüylü oyuncaklar çocuklara çok sempatik gelir, kendilerini rahat, güvende hissetmelerini sağlar.

Bu yaşta düşünsel sistemin gelişimi ile birlikte çocuğunuz nesneleri oyun içinde olduklarından farklı işlevlerde kullanmaya başlarlar. Örneğin, elindeki uzaktan kumandayı telefonmuş gibi kullanabilir, ya da mutfaktan aldığı muzla size ateş ediyor gibi yapabilir.

Elbette ki bunca gelişmeye karşın çocuğunuzun yaşam ile ilgili bilgi ve deneyimleri hâlâ çok sınırlı, yaşantıları üzerindeki etkileri zayıf. Bu nedenle çevresinde olan olaylardan kolayca ürkebilir. Çocuğunuz birden sudan ya da karanlıktan korkmaya başladıysa, şaşırmayın. Bu tip korkuları ile hayali oyunlar aracılığıyla başa çıkmaya çalışacak. Hayali oyunlarda “sihirli güçleri” kullanarak korkularının üstüne gidecek.

Çocuğunuz dil gelişiminin de etkisiyle 1 yaşından itibaren kitaplara karşı giderek artan bir ilgi göstermeye başlayacaktır. Beraber oturup kitapların resimlerine bakmaktan, okuduğunuzu dinlemekten hoşlanacaktır.

Bu yaş için seçeceğiniz kitabın basit ve net resimler içermesine, kalın ve sağlam olmasına dikkat edin. Gündelik yaşamda kullanılan eşyaların, hayvanların, yediği meyve ve sebzelerin resimlerini tekrar tekrar görmekten bıkmayacaktır. Basit öyküler içeren kitapları tercih edin. İki yaşından itibaren daha karmaşık öyküler içeren kitaplara geçebilirsiniz.

Prof.Dr.Yankı Yazgan

Oyun hamurunun hazırlanışı:

2 bardak un
1 bardak tuz
1 yemek kaşığı sıvı yağ
2 bardak kaynayan su
Gıda boyası ( isteğe bağlı)

Gıda boyasını kaynayan suya katın. Tüm diğer malzemeleri karıştırın, suyu ekleyin. Ilınınca elle yoğurun.Çocuk Gelişimi

Yorumlar

“Herşey Benim, Hiçbir Şeyimi Paylaşmam

Hiç bir şeyini paylaşmaz. 1-4 yaş döneminde dünyanın merkezi kendisidir. Başkalarının duygu ve düşüncelerine, hatta bu dünyada başkalarının varlığına bile yer yoktur. Başkaları için kendi davranışlarını değiştirmez. Ondan böyle bir şey beklemeyin.

“Ne yaptıysam abisi çalışırken top oynamasına engel olamadım.”

Böyle davrandığı için ne sizi dinlemeyen yaramaz bir çocuk, ne de abisini rahatsız eden hain ve kıskanç biridir o. Ya da ileride öyle biri olacaktır. O, sadece kendinden başkalarını fark edemiyor. Yaşı gereği bencillik dönemi yaşıyor. Siz de bir zamanlar yaşadınız. Yaşatılmadı iseniz o başkalarının suçu. Ümit ederiz, şimdi bu iyi yaşanmamış döneminize ait çekingen ve ürkek bir kişiliğiniz yoktur.

Abi rahat ders çalışsın diye, onun yaşı gereği gösterdiği bencil davranışına engel olmayın. Bu arada abinin ders çalışmasına da olanak sağlayın. Her ikisini birden yapabilmek için çözümler üretin.

‘Dur! Oynama! Yoksa şöyle yaparım! Akşama babana söylerim’ ya da ‘Yapmazsan sana şeker alırımlar fayda etmez. Dövseniz de olmaz. Siz en iyisi ona, bencilliğine sessizce devam edeceği, ilgisini çekecek başka bir uğraş bulun.

Bu dönemde hiçbir şeyini başkaları ile paylaşmamak kendini fark ettirmenin bir diğer belirtisidir. Eşyalarını paylaştırmaya çalıştırmak hatadır. Sahiplenme arzusu yeterince doyurulmalıdır.

Evimizin her gün bir parçasını 3 yaşındaki kızıma verirdim. “Canım, bugün evimizin bacası senin olsun. Tamam mı? Senin olsun! Sakın kimseye verme!” diye de ‘benim’ duygusunu doyuma ulaştırmak için teyit ederdim. Bir gün kırık klozet kapağımıza bir yenisini alıp eve gelmiştim. Kızım her zamanki gibi beni kapıda karşıladı. “Yavrum, al bu klozet kapağı senin olsun.” dedim. Klozet kapağına sarıldı, “Harika! Artık kakam gelince kapağımla tuvalete gider, kakam bitince kapağımı yine odama götürürüm.” Diyerek odasına yöneldi.

Sözün özü, paylaşmıyor olması bu dönemin özelliğidir. Bu, ileride paylaşmayı bilmeyen biri olacak anlamında değildir. Çünkü paylaşmayıp “bu benim” demek kimlik ve varlık ifadesidir. ‘Kuru ekmeğini arkadaşıyla paylaşır’ anlamında bir paylaşma değildir bu.

Nedense, her şeyimizi paylaştığımızla övünürüz, hecelere ayrı birer ahenk katarak “Yavrum, sen şimdi oyuncağını ver arkadaşına, ben sana yenisini alırım.” deriz. Diğer çocuğun annesinin gözleri ile takip edildiğimizi anlamaya çalışan kaçamak bakışlarla da etrafı süzeriz.

Ya da, bir oyuncak için çekiştirmeceli kavgaya tutuşmuş, iki çocuğumuzu ayırmaya çalışırız. Burada mutlaka yaş farkını öne süreriz. Böylece çocuklarımız arasında bir de kıyaslama hatası yapmış oluruz. Hâlbuki biz karışmazsak, onlar paylaşma konusunda en uygun çözümü bulacaklardır. Üstelik kimlik ve kişilik İfadelerini güçlendireceklerdir. Alt tarafı ikisinden biri ağlayacaktır. Birbirlerini bıçaklayacak değildirler ya.

Sahiplenme Duygusu Gelişmezse Kıskanç, Kıskançlıktan Kurtulamazsa, Korkuları Olur. Korkularını Kullanarak Sizi Kullanır.

Sahiplenme arzusu yeterince doyurulmadığı takdirde, kazanma adına kıskançlık yarışına girer. Kıskançlık duygusu tatmin edilmesi güç bir duygudur. Onun yarışı kaybetme üzüntüsünü zor önlersiniz. Bu sefer korku fantezileri ile sizin ilginizi çekmeye çalışır. Korku fantezileri ile mücadele etmeniz çok daha zordur. Korku fantezileri ile ‘falancadan korktuğum için, kıskançlık yarışını kaybettim.’ duygusu yaşar. Siz bunu fark edemez ve

“Zavallı yavrum köpeklerden pek korkar.” Sanırsınız. Onu korumaya yönelirsiniz. Sizin ilginizi sonunda çekebilmiştir. Artık bu durumu sıklıkla kullanmaya başlar. Sizin bu acıma duygunuz geleceğin sizi ve başkalarını kullanmanın yollarını arayan pısırık bir kişiliğine imza atar.

Bu arada eve bir kardeş geldi belki de. Ya kardeş ebeveynin sevgisini alırsa! Bu korkuyla çevreye güvenemez. ‘Sen yanılıyorsun. Ben seni de çok seviyorum’ lar onun için ‘hikâyedir’. Onun yerine; iki elmayı, iki kardeşe, birer birer vermek yerine, ortadan ikiye keserek, her bir elmadan birer yarımşar verseniz. Ve verirken deseniz ki , “ Elmaların biri diğerinden lezzetli ise her ikinizin de o lezzeti tatmanız için ikiye böldüm” Hatta hiçbir şey demeseniz bile “ Ben sizi asla birbirinizden ayıramıyorum. İçimdeki sevginiz de böyle.” Demekten çok daha inandırıcı olursunuz. İnandırıcılığınız sözlerinizden değil, ikiye keserek somutlaştırdığınız elmadan kaynaklanır.

Bu konuda başarılı olmazsanız, çocuk çeşitli objelere karşı korkular geliştirir. Falanca şeyden korkmaktadır onun için diğer kardeşe yenik düşmüştür. Bu onun için savaşı kaybettim dememek için uydurduğu savunma mekanizmasıdır. Annesi korku nedeniyle senin ilgini kardeşine kaptırmıştır. Yoksa kardeşi ondan daha iyi, güzel, tatlı olduğu için değil. Hem korkunca annesinde bir vicdani sömürü oluşturup ilgiyi de kendi üstüne çekebilmektedir. Bu konu Çocuk Gelişimi, Çocuk Sağlığı, Çocuk Psikolojisi konuları altında derlenmiştir.

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

Yorumlar

“Annem Bana Bakar” üzerine Çocukta kendine güvenin temelleri

Çocuk, ona bakan kişinin, her zaman onun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yanında olduğunu hissetmeli ve her zaman yanında olacağından da emin olmalıdır. İkisi birbirine adeta yapışık yaşamalıdırlar. Erikson’un tanımladığı psikososyal gelişmenin ilk aşaması olan temel güven bu şekilde kazanılır. Böylece, geleceğin, kendine olduğu kadar, başkalarına da güvenen, mutlu ve iyimser kişisinin temeli atılır. Bu aşamanın kazanılması yaşamın ilk bir buçuk iki yılında olur. Bu dönem yeterince doyurulamazsa, özgüveni olmayan, kendinden emin olamayan, sürekli kuşku duyan, mutsuz bir kişilik gelişir.

Her an çocuğunun yanında olması mümkün olmayan çalışan anneler için dikkat edilecek nokta, kendi yerlerini alacak kişinin seçiminde oldukça dikkatli davranmalarıdır. Çocuğa bakacak kişinin seçimine ‘Olmazsa bir başkası bulunur.’ zihniyeti ile yaklaşılmamalıdır. Anne yerine çocuğa bakacak kişi her an çocuğun isteklerini karşılıyorsa sorun kalmaz. Anneanne ve babaanneler sağlıkları elverdiği ölçüde bu iş için yerleri doldurulmaz kişilerdir. Hatta çalışan anne tarafından çocuğu şımartacak şekilde aşırı ilgi göstermekle suçlanırlar. Oysa özellikle bir bucuk yaşına kadar her ihtiyacının karşılanması çocuk için gereklidir. Yaşamın ilk bir buçuk iki yılında bir çocuğun her istediğinin yapılması onu şımartmaz. Tam aksine, yapılmaması onun ruh sağlığını bozar. Kaldı ki bu dönemin iki büyük ihtiyacı vardır: aç, susuz ve uykusuz kalmamak, altı temiz olmak.

“Dokuz aylık kızım yanında ben olmadığım zaman bir türlü uyuyamıyordu. Hadi uyuttum diyelim. Gece boyunca evden ayılmama da izin vermiyordu. Arada bir uyanıp yine benim varlığımı hissetmek istiyordu. Uyandığında odasına girmem bile tekrar uykuya geçmesine yetiyordu. Eşimle birlikte dışarı çıkmışsak bakıcısı da, annem de çocuğu bir turlu susturamadıklarını söylüyorlardı.

Sosyal hayatimiz sıfıra inmişti. Eve kapanmaya alışık olmayan eşim de sıkıntısını belli etmeye başlamıştı. Bu soruna bir çare bulmam lazımdı.

Aklıma cin gibi bir fikir geldi. Çocuk uyanmasa bile belli aralıklarla odasına gidip orada olduğumu ona hissettirecek zamanla bu aralan açacaktım. Böylece yokluğumda bile ona evde olduğum kanaatini uyandıracaktım.

Doktorumuz, bir buçuk yaşından önce böyle bir denemenin faydasız olacağını söyledi. Ve bırakıp gidersek zararı bile olabilirdi.

Doktorumuz haklı çıktı. Bir buçuk yaşından önce, çocuğumu zedelememek koşulu ile bu duruma bir çözüm yoktu. Eşim ve ben kabullendik. Kızımız bir buçuk yaşına geldiğinde sorun kendiliğinden ortadan kalktı.”

Çocuk temel güven ve obje devamlılığını kazanmak zorundadır. Öte yandan ailenin de kendine göre bir sosyal yaşamı vardır. Bunun ortak noktası bulunmalı, fakat öncelik yine de çocuk olmalıdır. Çünkü bu dönemdeki bir eksiklik ileriki dönemlere yansırsa bu ailenin sosyal yaşantısına ileride de engel olmaya devam eder. En iyisi tuğlayı zamanında ve doğru olarak yerine yerleştirmektir. Çünkü yıkıp daha düzgününü yapmak her zaman mümkün değildir.

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

2 Yorum
Sayfa 1 / 212»