İki dakikada bir kadın ölüyor!

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri/Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Ortaç, Serviksin (rahim ağzı kanserinin) dünyada en çok görülen ikinci kanser türü olduğunu belirterek, ”Gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkelerde daha çok görülen serviks kanseri, dünyada her 2 dakikada bir kadının ölümüne neden olmaktadır” dedi.
serviks
Ankara Eczacı Odası’nca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte ”Serviks kanserinden korunma ve HPV aşıları” konulu sunum yapan Prof. Dr. Ortaç, serviks kanserine HPV virüsünün yol açtığını, bu virüsün de daha çok cinsel ilişkiyle bulaştığını kaydetti.

HPV’nin insan vücudundaki etkileşimi ve hastalığın gelişimi hakkında bilgi veren Ortaç, Serviks kanserinin hastalığa yakalanan kişide maddi, fiziksel ve duygusal problemler yarattığını söyledi.
Devamini Okuyunuz »

Yorumlar

Rahim ağzı kanseri aşısı erkeklere de uygulanabilir!

Rahim ağzı kanseri kadınların en korktuğu kanser türlerinden biri… Korkmakta haklılar çünkü bu kanserin bulaşıcı olma özelliği var!
kans
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Faruk Buyru, rahim ağzı kanserinin virüslerle ilişkisinin kanıtlandığını kaydediyor.

‘‘İnsan papilloma virusu (Human papilloma virus-HPV) rahim ağzı kanseri dışında genital siğillere de neden olmaktadır. 2007 yılında HPV biyolojik karsinojen olarak tanımlanmış, 2008 yılında da Dr Zur- Hausen bu nedenle Nobel ödülü kazanmıştır. ‘’

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER TEHDİT ALTINDA!

Faruk Buyru, rahim ağzı kanserinin özellikle gelişmekte olan ülkelerde sık görülen ve korkulan bir kanser olduğuna dikkat çekiyor.
‘’Dünyada yılda yaklaşık 500.000 yeni rahim ağzı kanserine rastlanmaktadır. Vakaların %80’i smear taramasının düzenli yapılmadığı ülkelerde ortaya çıkmaktadır. Son 60 yılda smear testini sistematik olarak uygulayan ülkelerde rahim ağzı kanseri sıklığı önemli ölçüde azalmıştır. ‘’

Bu kanserin erken yaş gruplarında görülme sıklığının giderek arttığına dikkat çeken Buyru, erken yaşta cinsel temas, cinsel ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmanın rahim ağzı kanseri açısından risk faktörü olduğunu kaydediyor.
Kadın tek eşli olsa bile , eşinin birden fazla kadınla ilişkisinin olmasının da risk oluşturduğuna dikkat çeken Buyru, bu kanserden korunmak için cinsel aktif kadınların düzenli smear testi yaptırması gerektiğini belirtiyor.

‘’Kansere dönüşebilecek problemler erken teşhis edilirse tedavisi daha kolaydır ve kadının doğurganlığı korunabilir. Ancak ilerlemiş kanserin tedavisi rahim alınmasını, bazı durumlarda da ek ışın tedavisini gerektirir. Bu durumda kadının doğurganlığı korunamadığı gibi, cinsel fonksiyon açısından da bazı sıkıntılara neden olabilir. ‘’

RAHİM AĞZI KANSERİ İLERLEDİKTEN SONRA BELİRTİ VERİYOR!

Rahim ağzı kanserinin erken dönem belirtisi olmadığına dikkat çeken Prof. Buyru, cinsel temas sonrası meydana gelen kanamanın hastalığın en önemli belirtisi olduğunu ifade ediyor.‘’Smear testinin cinsel aktivitesi olan kadınlarda yılda 1 kez yapılması önerilmektedir. Smear testinde problem olanlara daha ileri tetkikler olan kolposkopi ve HPV araştırılması, daha sık smear testi yapılması planlanabilir. ‘’

RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISININ ERKEKLERE DE YAPILMASI GÜNDEMDE!
HPV infeksiyonunun cinsel aktivitenin başlamasından hemen sonraki yıllar( 20’li yaşlar) olduğunu kaydeden Buyru, HPV aşısının da cinsel aktivite başlamadan önce yapılması gerektiğini ifade ediyor.
‘‘Genç kızlarda 9 yaşından itibaren uygulanabilmektedir. Uygulama için önerilen yaş sınır 40’dır. Aşının en az 5 yıl etkin olduğu bildirilmektedir. Etkinliğin daha uzun sürmesi için çalışmalar devam etmektedir.’’
Prof.Dr. Buyru, HPV infeksiyonlarının erkeklerde de siğillere neden olduğuna dikkat çekiyor.
‘’Erkeklerin de bulaşıcılıkta rolü de olduğu için, aşının erkeklere uygulanmasının yararları da araştırılmaktadır. Ancak henüz HPV aşılarının erkeklere uygulanması için yeterli veri yoktur.’

kaynak:milliyet

1 Yorum

Göğüs kanseri hastalarının yeni umudu: Aspirin

Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak aspirin içmek, göğüs kanseri hastalarının ölüm riskini düşürüyor.
sa1
MedPage Today’in yayınladığı rapora göre, haftada en az iki kere aspirin alan göğüs kanseri hastalarının ölüm riski %64’ten %71’e ve yayılımı %43’ten %60’a kadar azalıyor.

Aspirinin kemoterapiye kıyasla son derece hafif olan yan etkileri düşünüldüğünde bu gelişmenin çok önemli olduğunu söyleyen uzmanlar, “Bu ümit vadeden bir gelişme ve ek klinik denemelerde de onaylanırsa, doktorlar kanserin yayılması ve sebep olacağı ölüm riskini azaltması için göğüs kanseri hastalarına aspirin önerebilecekler” diyor.
kaynak:milliyet

Yorumlar

AMIPLI DIZANTERI

Entomoeba histolytica ismi verilen amipin yaptığı hastalıktır.
AMIPLI DIZANTERI

Genelde tropikal ve Subtropikal bölgelerde (25 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda ve nemli bölgelerde) yaygındır. Her yaşta görülebilir. Amip yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Sudaki amip kistleri klorlamaya duyarlıdır. Yüksek ısıda ölürler. Sinekler ve hamam böcekleri de amip kistlerinin taşınmasında rol oynar.

Amipin Özellikleri

Hasta, amipin bulaşıcı formunu (4 çekirdekli kist) ağız yoluyla alır. ince barsaklarda kist çatlar ve ortaya 4 tane amipçik çıkar. Bunlar da ikiye bölünerek 8 amipçik oluşur. Daha sonra kalın barsağa geçerek, hastalık yapıcı form olan trofozoid şekline dönüşürler ve olgunlaşırlar. Burada su kaybına uğrayan amip, tekrar 4 çekirdekli kist formuna dönüşür ve dışkı ile atılır. Dolayısı ile taşıyıcı olanların dışkısında bu kistler bulunur. Kistler toprak ve suda canlı kalabilirler.
Devamini Okuyunuz »

Yorumlar

Yaşlılarda Yüksek Tansiyon Ve Felç

Yaşlılarda yüksek tansiyonu indirmenin, ölümle sonuçlanmayan felç riskini azaltabildiği saptandı. Araştırmada, orta derecede yüksek tansiyona sahip yaşlılarda, ATI-reseptör bloke eden, candesartan cilexetil etken maddesinin, inme riskini azaltabildiği belirlendi.

Yaşlılarda yüksek tansiyonun indirilmesiyle bilme ve kavramayla ilgili akıl sağlığının da kontrol altına alınabildiği biliniyor. İlk kez yüksek tansiyonun indirilmesiyle iki önemli riskin azaltılabildiğinin saptandığı bildirildi. Araştırmada, yüksek tansiyon ilacı kullanan yaşlılarda kontrol grubuna göre, öldürücü olmayan inme riskinin yüzde 28 azaldığı gözlendi. İlacın ayrıca şeker hastalığı riskini de yüzde 20 azaltabildiği belirlendi.

691 MİLYON KİŞİ

Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre, kalp hastalıkları ile ilgisi bulunan yüksek tansiyon hastalığı, dünyada 691 milyon insanda bulunuyor. 15 ayrı ülkede yaş ortalaması 70-89 olan 4937 yaşlı hasta üzerinde araştırma yapıldı ve söz konusu ilaçla tedavi gören deneklerin yüksek tansiyonlarının yeterli oranda inebildiği gözlendi. Araştırma raporu, Pragda ki Uluslararası ve Avrupa Yüksek Tansiyon Kuruluşu genel kurulunda açıklandı.

Yorumlar

Tuz Ve Yüksek Tansiyon

Ortalama diyetimizdeki aşırı tuz (sodyum) birçok çalışmanın odak noktası olmuş ve son yıllarda bu konu çok ilgi görmüştür.

Bulgular, alışkanlık gereği fazla miktarlarda tuz tüketen insanlarda yüksek tansiyonun(yüksek kan basıncı) daha az tuz kullanan insanlara göre daha sık ortaya çıktığını göstermektedir. Ayrıca, araştırmalar genel olarak yüksek tansiyonu olan insanların, sodyum oranı düşük bir diyet uygulayarak kan basınçlarını düşürebildiklerini göstermektedir. Kan basıncı, kan dolaşımının atardamar duvarlarına uyguladığı basıncı belirtir. Kan dolaşımında daha fazla sıvı olduğu zaman ya da kan damarları daraldığı zaman, basınç daha büyüktür.

Ortalama diyetimizde tuz oranı yüksek olma eğilimindedir. Hepimiz yediğimiz tuz miktarına dikkat etmeliyiz, büyük bir tuz sınırlama çabası yalnızca yüksek tansiyonunuz varsa (ya da eğilimliyseniz) gereklidir. O zaman bile, diyetinizdeki tuz miktarını azaltmak, kan basıncınızı azaltmak için atacağınız adımlardan yalnızca biridir.

Tuz, yediğimiz hemen hemen tüm bitkiler-de ve hayvanlarda vardır. Aslında, vücudumuzun uygun şekilde işlemesi için az miktarda tuz yeterlidir (günde yaklaşık yarım gram, yanı yaklaşık dörtte bir çay kaşığı). Ortalama olarak günde 6 ile 8 gram (2 ya da 3 çay kaşığı) tüketilmektedir. Ancak, günümüzde diyetteki tuza ilişkin yayınlarla bu miktar azalmaktadır.

Tuz tüketiminizi sınırlamanız gerekiyorsa, hazırladığınız yemeklerle işe başlayın. Pişirirken tuz kullanmayın ya da çok az miktarda kullanın. Yemek masanızdan tuzluğu kaldırın. Tuz olmayınca yemek lezzetsiz geliyorsa, tatlandırıcı otlar kullanın. Cips ve turşu gibi tuzlu yiyeceklerden kaçının. Tuzlu tereyağı ve margarinden tuzsuzlarına geçin.

Birçok işlenmiş gıdanın büyük miktarlarda tuz içerdiğini unutmayın. Gıda etiketlerini inceleme alışkanlığı edinin. Bu etiketler, bileşenleri miktar sırasına göre listelerler. Sodyumun (tuz) listenin üst sıralarında yer aldığı gıdalardan kaçının. Monosodyum glutamat (MSG), sodyum klorid (sofra tuzu) ve hatta karbonat (sodyum içerir) terimlerini arayın. Ketçap, hardal ve soya sosu gibi tatlandırıcılarda sodyum oranı yüksektir. Hazır çorbalar, et suları, jambon, söğüş et, sosis gibi gıdalarda da tuz içeriği yüksektir.

Yorumlar

Sişmanlık + Alkol = Yüksek Tansiyon

Amerikalı doktorların yaptığı bir araştırma şişmanlık ve alkolün yüksek tansiyona yolaçtığını saptadı. Yüksek tansiyon ise kalp hastalıkları ile inme riskini arttırıyor

ABD de Virginia Teknik Üniversitesi nde yapılan araştırmalarda, şişmanlık ve aşırı alkol tüketiminin, kadın ve erkeklerde yüksek tansiyona yol açtığı saptandı.

Yüksek tansiyonun kalp hastalıkları ve inme riskini artırdığına değinen uzmanlar, vücüttaki yağ oranının azaltılmasıyla tansiyon sorunu riskinin azaltılabildiğini belirtti.

Aşırı kilo ve şişmanlığın kadınlarda yüksek tansiyon riskini yüzde 51, erkeklerde ise yüzde 71 artırdığı kaydedildi.

ABD de yaşayan siyahların yüzde 50 sinin yüksek tansiyon sorunu bulunduğunu belirten araştırmacılar, siyah kadının beyaz kadına göre yüzde 71 daha fazla yüksek tansiyon riski taşıdığını belirtti.

Araştırmacılar, etnik köken ve yaşlılığın yüksek tansiyon üzerinde önemli rol oynadığını da açıkladı.

65 yaşındaki kadın ve erkeğin, 40 yaşındaki kadın ve erkeğe göre yüzde 4.3 ve 6.9 arası daha fazla yüksek tansiyon riski bulunduğu kaydedildi.

Aşırı alkol tüketiminin kadın ve erkeklerde yüksek tansiyon riskini artırdığı, günde 4 kadehten fazla içki tüketen erkeklerde, içki tüketmeyen erkeklere göre yüksek tansiyon riskinin ikiye katlandığı bildirildi.

Kadınlarda ise günde 3 kadehten fazla içki tüketenlerde, içki tüketmeyen kadınlara göre yüksek tansiyon riski ikiye katlanıyor. Belirtilen ölçülerden daha az alkol tüketenlerde ise yüksek tansiyon riskinin artmadığı kaydedildi.

Araştırma raporu, New Orleans kentinde yapılan biyoloji kongresinde açıklandı.

Yorumlar
Sayfa 1 / 7212345678910»...Son Sayfa »