Çocuğumuza domuz gribi aşısı yaptırmalı mıyız?

Önümüzdeki günlerde domuz gribi vakası sayılarının da artacağı öngörülüyor. Peki, okul çağındaki çocukları bu tehlikeden uzak tutmanın bir yolu var mı? İşte uzmanlardan anne-babalara tavsiyeler…

Türkiye’nin dört bir yanından domuz gribi vakası haberleri geliyor. Yetişkinler nispeten korunma yollarını öğrenseler de özellikle anne babalar okula giden çocukları için endişe ediyorlar.

Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü ve Enfesksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kenan Keskin anne babalar tavsiyelerde bulunuyor.

Daha önce izlenmiş olan grip pandemilerinde (salgın bir hastalığın kıta düzeyinde çok geniş bir alana yayılması) ve gribin yoğun olarak görüldüğü dönemlerde yapılan araştırmalardan elde edilen morbidite (hastalık oluşması) ve mortalite (ölümle sonuçlanma) bilgilerine dayanarak, okul çağındaki çocukların grip açısından özel bir risk grubu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Bu çalışmalar sonrasında, sezonal grip aşılarının okul çağındaki çocuklarda kullanımının yarar ve zararları konusu da değerlendirilmiş; grip hastalığının, okul çağındaki çocuklar için zaten büyük bir tehdit oluşturduğu, buna karşılık sezonal grip aşılarının küçük bir risk içerdiği, dolayısıyla okul çağındaki çocuklarda uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.

Günümüzde domuz gribine karşı da bir koruyucu aşı geliştirilmiş olmakla birlikte bu yeni aşının okul çağındaki çocuklarda kullanımının güvenilirliği henüz kanıtlanmamıştır. Fakat yine de hastalığın daha büyük bir risk oluşturacağına kanaat getirilirse aşının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu durumda okula giden çocuklar gripten korumak için neler yapmalıdırlar?

- Okulda, çocukların birlikte oynadığı oyunlar yerine daha az temas kuracakları oyunlara yönlendirilmeleri gerekir.

- Okuldaki arkadaşlarıyla, zorunlu olmayan yakın temastan (sarılma, öpüşme, beraber oynanan oyunlar vs…) kaçınmaları gerekir. Unutmamalı ki grip, hastalıklı birine bir metreden daha yakın olduğunda insandan insana bulaşır. Öğretmenlerin çocukları bu konuda uyarmaları gerekmektedir.

- Ellerini sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.

- Öksürürken veya hapşırırken ağızlarını kağıt mendil ile kapatmaları gerektiği öğretilmelidir. Mendil kullanımını özendirmek gereklidir.

- Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan birisi ile temasta bulunan çocuklara, ellerini yıkayıncaya kadar; göze, burna veya ağza sürmemeleri gerektiği anlatılmalıdır. Virüs bu yolla bulaşabilmektedir.

- Eğer çocukta kağıt mendil yoksa veya çıkarıp kullanmaya fırsat bulamadıysa, öksürürken veya hapşırırken ağzını eliyle kapatmalı ve hemen elini su ve sabunla iyice yıkaması gereklidir.

- Hasta kişilerle yakın temastan uzak tutulmalılar. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullandırılmalı, temas sonrası hemen ellerini su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.

- Grip belirtileri olursa hemen doktora veya hastaneye başvurun. ‘Çocuktur, soğuk algınlığına yakalanmıştır’ demeyin. İlk belirtiler griple aynı olacağından hastalığın Domuz gribi olup olmadığını anlamak için bir uzmana görünmek gerekir.

- Eğer çocuk hasta ise okuldan geri kalacak düşüncesi ile okula göndermeye çalışmamalı ve çocukların diğer kişilerle temasını sınırlandırmalıdır.

Suya sabuna dokunmayı özendirmeli; ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en etkili, en ucuz ve en kolay yoludur. Ancak etkili olabilmesi için en az yarım dakika süreyle ve parmak araları da dahil olmak üzere her yerin iyice yıkanması gerekmektedir. Su ve sabun yerine alkol bazlı el dezenfektanları da kullanılabilir

1 Yorum

Çoçukları domuz gribinden koruma

domuz girpi cocuk koruma

Ceyda ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK

MARMARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “domuz gribinin, mevsimsel griple benzerlik gösteren bir hastalık” olduğunu söyledi. Prof. Pehlivanoğlu, “Mevsimsel grip, ülkemizin de yer aldığı kuzey yarımkürede bu yıl da hızlı yayılma eğilimi
göstermeye başladı. Bu nedenle enfeksiyonla mücadele ederek direnç kazanamamış küçük çocuklar arasında ve okullarda grip salgınları görülecektir” dedi.

Griple domuz gribinin belirtilerini öğrenin

Prof. Pehlivanoğlu’na göre H1N1 virüsünün neden olduğuhastalığın ana belirtilerini
“ateş, boğaz ağrısı, baş ve eklem ağrıları” oluşturuyor. Öksürük, burun akıntısı
ve tıkanıklık her tür gripte görüldüğü için domuz gribinde ateş günlerce yüksek devam ediyor. Bu nedenle belirtilere ek olarak 3 günden daha uzun süren ateşli gripte H1N1’den şüphelenilmesi gerekiyor.

Kimler risk altında?

Anne karnındaki bebekler
2 yaşından küçükler
Astım hastaları
Kötü beslenenler
Beyin hastalığı olanlar
Kronik hastalığı bulunanlar
Diyabet, Obezite
Böbrek, karaciğer ve kalp hastalığı olanlar.

Risk grubunda olmayan çocuklar, ilaç almasın

Risk grubunda olmayan çocukların özel ilaç tedavisine ihtiyaç duymadıklarını belirten Prof. Dr. Pehlivanoğlu, virüsün bölünerek çoğalmasını önleyen antiviral ilaçların, çocuklarda çok sayıda yan etkiye yol açabileceğini söylüyor. “Grip tedavisinde doktor kontrolünde verilen iki tür ilacın etkili olduğunu belirten
Pehlivanoğlu’na göre, ağır hastalık geçiren çocuklar ve risk grubunda bulunanlarda
antiviral ilaçlara başlanması gerekiyor.

Annenin öpücüğü mikropları öldürür

Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “Anne sütünde bulunan birçok madde ve hücreler,
grip virüsünün en etkili ilaçlarıdır” diyor. Bazı durumlarda ise yeni ortaya çıkan
virüse karşı tam korunmada anne sütü bile yeterli olmayabiliyor. Burada devreye
giren bir gerçek, mucize gibi bir sonuca işaret ediyor. Daha önce enfeksiyon geçirmiş ya da belirtisiz olarak geçirmekte olan anneler, bebeklerini korumak için onlara özel ilaçları kendi vücutları içinde üretiyor. Prof. Dr. Pehlivanoğlu’na göre bu, doğanın annelere ilaç sanayiinden çok daha önce verdiği bir olanak. Çocuğunu öperek onun bedenindeki mikrop ve çevresindeki maddeleri yutan anne, bağırsağında bunları emerek, lenf bezleri sayesinde mikropları ve grip virüsünü öldürmek için gerekli antikorları üretmiş oluyor. Bu sihirli sistemin işleyişi doğa dışında taklit edilemiyor.

Yorumlar

At gribi nedir, at gribi nasıl bulaşır, at gribi tedavisi, at gribi belirtileri

Kanada Tarım Bakanlığı Nova Scotia eyalet biriminden Veteriner Rob Kerr konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Amerikan Bulaşıcı Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi kayıtlarında Eastern equine encephalitis olarak geçen at gribinin atlarda beyin iltihabına ve sonrasında da ölüme neden olduğunu belirtti.

At gribi virüsünün, kuş gribi virüsü ile enfekte olan tavuk ve kuşlardan, atlara, sivrisinekler tarafından taşındığını kaydeden Kerr, “Virüs, attan ata geçmiyor. Virüsün, sivrisinekler tarafından sokulan atların kanına ya da yiyeceklerine karışması yeterli. Atlar üzerinde kesin öldürücü olan bu virüs, nadiren de olsa insan ölümüne neden olabiliyor” dedi.

At gribine karşı hayvanlar için aşının mevcut olduğunu söyleyen Rob Kerr, eyalette yeteri kadar aşı bulunduğunu ve isteyen at sahiplerine verileceğini söyledi.

Sivrisinek tarafından ısırılan atların, 10 gün sonra grip belirtileri gösterdiğini ifade eden Kerr, “Bölgede daha çok atın enfekte olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bize sınır diğer eyaletlerdeki veteriner arkadaşlarımızı da uyardık” diye konuştu.

At gribi nedir, at gribi nasıl bulaşır, at gribi tedavisi, at gribi belirtileri

Yorumlar

Grip ve gribal enfeksiyon

Grip Nedir?

Grip, burun, bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana gelen, Influenza A, Influenza B ve Influenza C virüslerinin neden olduğu yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. 1-2 hafta içinde hastalar genellikle iyileşirler ancak etkileri haftalarca devam edebilir. Bazı hastalardaysa hayatı tehdit edici komplikasyonlar (pnomoni gibi)gelişebilir.

Sonbahar ve Kış aylarında görülür. Pik yaptığı aylar Ekim – Mart aylarıdır. Grip son derece ciddi bir hastalık olup, kış mevsiminin en şiddetli hastalıklarından biridir. İşgücü kaybı açısından bakıldığında en yüksek maliyete yol açan hastalıkların başında yer almaktadır

Soğukalgınlığı Nedir?

Soğuk algınlığı sonucu oluşan enfeksiyonlarda etken %90 virüslerdir. Soğuk algınlığına neden olan 200 kadar değişik virüs tanımlanmıştır.

En sık görülen virüsler,
Rninovirüsler %15-40
Coronavirüsler %10-20
Parainfluenza virüsü %5-10
Respiratuar sinsial virüsler %6
Soğukalgınlığı kişiden kişiye bulaşır. Başlangıçda bu bulaşmanın “damlacık enfeksiyonu” ile yani aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaydı. Ancak şimdi mevcut kanıtlar bulaşmanın virusu almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de nazal (ağız-burun) mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıdır.

Yapılan araştırmalar havanın soğukluğunun soğuk algınlığı hastalığının başlaması ve seyretmesi ile ilintili olmadığını göstermiştir. Üstelik bu araştırmalara göre psikolojik stres, üst solunum yollarını etkilleyen alerjiler ve adet dönemlerinin hastalığa yakalanma riskini artırdıkları saptanmıştır.

Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.

Soğuk algınlığında,
Soğuk algınlığı tanısını koyup var olan belirtileri belirlenmelidir.
Belirtilere göre tedavi yapılmalıdır.

Belirtiler nelerdir ?

Ateş
Baş ağrısı
Eklem ve kas ağrısı
Yorgunluk hissi,
Akan ya da dolu burun
Hapşırma
Boğaz ağrısı
Göğüs doluluğu

Ne Yapmalı ?

Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin görülmesi halinde ve belirtilerin geçmemesi durumunda mutlaka doktora başvurmak gerekmektedir.
39 C’yi geçen ateş
Sürekli yada çok kıvamlı balgam üreten öksürük
Nefes alırken ağrı
Devamlı kulak ağrısı
Şişmiş lenf bezleri
Yutkunurken zorlanma

Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması Hastalık Tedavileri

Yorumlar

Son günlerin hastalığı: Soğuk algınlığı

Boğazda rahatsızlık hissi, öksürük ve burun akıntısı ile seyreden hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar ise tedavi edici özelliğe sahip değil. İlaçların geçici bir rahatlama sağladıklarını söyleyen Prof. Dr. Yavuz Baykal, “İlaçlar hastalığın erken döneminde kullanılmalı” diyor.

Soğuk algınlığına yakalanmamanın, hastalanıldığı takdirde ise iyileşmenin yollarını Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal anlattı:

Soğuk algınlığı çeşitli virüslere bağlı olarak ortaya çıkan ve kendini boğazda rahatsızlık hissi, öksürük ve burun akıntısı ile gösteren virüslere bağlı bir enfeksiyon hastalığıdır. İki yüzden fazla farklı virüs soğuk algınlığına neden olabilmektedir. Bunlardan rinovirüsler hastalığın 1/3’inden sorumludur ve 110 farklı rinovirüs tipi vardır. Bunlar; * Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması tipi hastalıklardır…

ÇOCUKLAR DAHA ÇABUK ETKİLENİYOR
Erişkinler bir yıl içersinde 2-4 kez hastalığa yakalanırken; çocuklar yılda 6-8 kez gibi daha yüksek oranlarda hastalığa yakalanabilirler. Hastalık daha çok Eylül ve Mayıs ayları arasında ortaya çıkar.
Soğuk algınlığı oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Sıklıkla virüs içeren hava damlacıkları ve virüsün bulunduğu eşyalarla temas ile bulaşır. Çocuklar hastalığı erişkinlere göre daha ağır geçirirler ve ateş daha sıktır. Sigara içenlerde hastalık belirtileri daha ağır seyreder.

ÖKSÜRÜK ŞİKAYETLERİ DEVAM EDİYORSA…
Soğuk algınlığı birkaç gün içersinde iyileşen bir hastalıktır. Bununla beraber virüs vücudun diğer kısımlarına yayılarak sinüzit, kulak iltihaplanması ve bronşite neden olabilmektedir. Uzamış öksürük durumlarında sinüzit akla gelmelidir. Astım, kronik bronşit ve amfizemli hastalarda şikayetler birkaç haftaya kadar uzayabilir. Yine soğuk algınlığı sonrası öksürük 4-8 haftaya kadar sürebilmektedir. Bu tip öksürükler astım benzeri şikayetlerle ilişkili olabilir ve astım ilaçlarının kullanılmasını gerektirebilir. Soğuk algınlığı olan bir kişiler;
* Şikayetleri ağırlaşırsa
* Ateşleri yükselirse
* Kulakta ağrı oluşursa
* Sinüzit tipi baş ağrısı oluşursa
* Öksürük uzarsa
* Astım gibi kronik akciğer problemi gelişirse derhal doktora başvurulmalıdırlar.

Hava değişimlerinin soğuk algınlığına neden olduğuna dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Yine egzersiz, diyet ve büyümüş bademcik ile genizetinin soğuk algınlığına yatkınlık yarattığına dair de hiçbir kanıt yoktur.

BU BELİRTİLERE DİKKAT
* Soğuk algınlığı;
* Burun tıkanıklığı ve akıntısı
* Boğazda rahatsızlık hissi, kuruluk
* Öksürük
* Ses boğuklaşması
* Tat ve koku hissinde azalma ile kendini gösterir.
* Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması gibi

GEÇ ALINAN İLACIN YARARI OLMAZ
Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar tedavi edici özelliğe sahip değillerdir. Kullanıldıklarında hastalarda geçici bir rahatlama sağlarlar. İlaçlar hastalığın erken döneminde rahatsızlıklar oluşmaya başladığında kullanılmalıdırlar. Özellikle çocuklarınıza ilaç verirken dikkatli olunması gerekir. Tedavide ağrı ve ateş için parasetamol, aspirin gibi ilaçlar kullanılırsa da, bu ilaçlardan aspirinin çocuklarda (5-12 yaş) karaciğer ve nörolojik rahatsızlıklarla kendini gösteren “Reye sendromu”na yol açması nedeniyle kullanılması önerilmez. Yine bu ilaçlar astımı tetikleyebileceği ve ülsere neden olabileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Hastalarda burun tıkanıklığı, öksürük ve burun akıntısı dekonjestan, antihistaminik veya bunların kombinasyonu ile tedavi edilebilir. Tiroid hastalığı ve hipertansiyonu olanların burun tıkanıklığı giderici ilaçları kullanmamaları önerilir.

SOĞUK ALGINLIĞINDA ANTİBİYOTİK ÖNERİLMİYOR
Halihazırda soğuk algınlığının tedavisinde virüslerin zararlarını önleyen bir ilaç yoktur. Antibiyotikler soğuk algınlığı tedavisinde kullanılmazlar. Ancak hastalık seyri sırasında bakteriyel bir komplikasyon gelişmişse kullanılabilirler.

BİTKİSEL KAYNAKLARIN BİLİMSEL NİTELİĞİ YOK
Halk arasında yaygın kullanılan ekinezya, ökaliptus, garlik, bal, limon, çinko ve C vitamini gibi bitkisel kaynaklı maddelerin yararlı olduğuna dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Hastalar uygun miktarlarda sıvı almalıdırlar. Günde 8 bardak su veya meyve suyu boğazın daha yumuşak olmasını ve akıntının kolaylaşmasını sağlayacaktır. Kafein içeren kahve, çay ve kolalı içecekler ile alkolden uzak durulmalıdır, çünkü bu ilaçlar susuzluğa neden olarak boğazı kurutacaktır.

SİGARA KULLANANLARDA BELİRTİLER DAHA AĞIR SEYREDİYOR
Hastalık döneminde sigara içenlerin sigarayı bırakmaları veya sigara içilen ortamlardan uzak durmaları gerekir. Sigara dumanı boğazı tahriş ederek öksürük ve boğaz ağrısı şikayetlerinin artmasına neden olacaktır. Çalışanların veya okula gidenlerin iyileşinceye kadar işe ve okula ara vermeleri gerekir.
Soğuk algınlığını önlemek için
* Soğuk algınlığı olan kişilerle özellikle ilk birkaç gün içerisinde temastan kaçının
* Soğuk algınlığı olan bir kişi ile temastan sonra ellerinizi yıkayın
* Ellerinizi burundan uzak tutmaya çalışın
* Ellerinizi kurularken ayrı bir havlu kullanınız
* Öksürük ve hapşırması olan kişiler bir maske ile ağız ve burunlarını kapatmalıdırlar
* Soğuk algınlığı olanlar özellikle astım, kronik akciğer hastalığı olanlardan uzak durmalıdırlar.
Tedavide;
* Yatak istirahatı
* Bol sıvı alınması
* Gargaralar
* Burun jelleri
* Parasetamol kullanılabilir.

* Aşı çalışmaları ise devam etmektedir.
*
Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması

Yorumlar

Hepatit C nasıl tedavi edilir?

Hepatit C nasıl tedavi edilir?

Yorumlar

AIDS’in belirtileri nelerdir?

AIDS’in belirtileri nelerdir?

Yorumlar
Sayfa 1 / 212»