Feminen Ankara vajinismus tedavisi veriyor
Vajinismus (cinsel ilişkiye girememe AĞRILI CİNSELİLİŞKİ)
Vajinismus (cinsel ilişkiye girememe AĞRILI CİNSELİLİŞKİ)
Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Reyhan Çeliker, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kadınlara özel spor önerileri hazırladı. Prof. Dr. Çeliker, spor yapmanın kadınlara sağladığı 13 faydayı şöyle sıraladı:
- Adale kuvvetini artırır
- Esneklik ve dayanıklılığı artırır
- Kemik yoğunluğunu artırarak kemikleri güçlendirir
- Enerji düzeyini artırır, daha zinde olursunuz
- Kilo kontrolü sağlar, eklemlere binen yükü azaltır
- Stres, depresyon ve kaygı belirtilerini azaltır
- Daha iyi uyumamızı sağlar
- Kalp hastalığı riskini azaltır
- Kan basıncını düzenler
- Yüksek kolesterol riskini azaltır
- Aerobik kapasiteyi ve kondisyonu artırır
- Bazı kanser türlerinden korur
- Yaşam kalitesini arttırır
Hiç spor yapmamış kişilere neler önerirsiniz?
Uzun süredir aktif olmayan, hiç spor yapmayan kişilerde yürüme ile başlanmalıdır. İlk gün 5 dakika gibi kısa bir süre ile başlanır, her gün 1-2 dakika artırılır. Daha aktif, sağlıklı bir kişi ise 20 dakika ile başlayabilir. Her iki durumda da süre yavaş yavaş 60 dakikaya kadar uzatılır. Bu hedefe ulaştıktan sonra hafta 3-4 kez 45 dakika-bir saat yürüyüş yapılır. Eğer bu süre kişiye fazla geliyor ise kısaltılır, ancak kesinlikle tümden bırakılmamalıdır. Dayanıklılık arttığında yeniden süre bir saate kadar çıkarılır. Yürüyüş açık havada, parkta olabileceği gibi, kapalı mekanda veya yürüme bandında da yapılabilir.
Yürürken veya egzersiz yaparken nabzımız ne kadar atmalıdır?
Orta düzeyde bir egzersiz için kalp hızımız maksimum kalp hızının yüzde 60-80’ine ulaşmalıdır. Daha düşük kalp hızı ile çalışmanın kalp-damar sistemine yararı sınırlıdır. Daha yüksek kalp hızı ise kalbi yorar. Maksimum kalp hızı yaşın 220’den çıkarılması ile hesaplanır (220-yaş). Bulunan sayı 0,6 ile çarpılarak egzersiz sırasında ulaşılması gereken en düşük kalp hızı, 0,8 ile çarpılarak en yüksek kalp hızı bulunur. Örneğin 50 yaşında bir kişinin maksimum kalp hızı 170, egzersiz sırasında olması gereken ise 102-136 arasıdır. Egzersiz sırasında kalp hızı sayılarak kontrol edilmelidir.
Alışveriş sırasında yürümek de hareket sayılmaz mı?
Alışveriş veya günlük aktiviteler sırasındaki yürüyüş tempolu olmadığı, genellikle kısa mesafelerde sık olarak durmayı gerektirdiği için kalp hızı yeterince artmaz. Hiç yürümemekten iyi olmakla birlikte yararı sınırlıdır. Ayrıca sakatlıklara yol açmaması açısından spor uygun giysi ve ayakkabı ile yapılmalıdır. Alışveriş sırasında bu genellikle sağlanmamaktadır.
Gün içinde işyerinde merdiven inip çıkmak yararlı mı? (Kaç basamak çıkmalı, kaç defa?)
Gün içinde işyerinde uzun süre aynı pozisyonda çalışmak kas iskelet sisteminde birçok sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle her saat başı kısa bir ara verip hareket etmek hastalık riskini azaltacaktır. Özellikle diz ekleminde bir sorun yok ise bu merdiven inip çıkarak sağlanabilir. 10 dakika süre ile tempolu olarak merdiven inip çıkmak 30 dakika yürümek kadar yarar sağlar. Ancak bu egzersizin iş kıyafetleri ve özellikle de kadınlarda topuklu ayakkabı ile yapılması eklemleri zorlayabilir. Ancak 2-3 kat inmek veya çıkmak gerektiğinde kesinlikle asansör yerine merdiven tercih edilmelidir.
Evde jimnastik, aerobik yapmak yetmez mi? Kaç dakika yaparsak faydasını görürüz?
Egzersizin mutlaka bir spor kulübünde yapılması gerekmez, evde de yapılabilir. Böylece fazla zaman kaybı olmaz, kısa süre boş vakti bile olsa kişi egzersiz yapabilir. Burada en önemli nokta hareketlerin doğru yapıldığından emin olmaktır. Bu nedenle başlangıçta hareketlerin doğru öğrenilmesi için bir eğitmenden yardım alınması sakatlanma riskini azaltır. Süre diğer egzersizlerde olduğu gibi haftada 3 gün 30-60 dakika olmalıdır. Ancak zaman kısıtlı olduğunda 10 dakika gibi kısa bir sürede daha yoğun egzersiz yaparak da yarar sağlayabilir.
Yüzme haftada kaç kez, ne kadar süreyle yapılmalı, hangi stilde yüzelim? Günde 8-10 saat oturup ofis işi yapan biri, haftada 3 gün birer saat yüzse, bunca hareketsizliğe rağmen fayda görür mü?
Yüzme ideal aerobik egzersizlerden biridir. Her yaşta yapılabilir, dayanıklılığı artırır. Kalp ve akciğer kapasitesi açısından çok yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer yararı ise suyun kaldırma kuvveti nedeniyle eklemlere yük binmemesidir. Özellikle bel, kalça, diz, ayak bileği gibi eklemlerde sorunu olanlar için en güvenli egzersizdir. Tüm stillerin yararı vardır, ancak bel ağrısı olanlarda serbest stil ve sırt üstü yüzme önerilir. Kurbağalama stili özellikle baş su dışında olduğunda bel ve boyun ağrısını artırabilir. Devamlı oturarak çalışanlarda yüzme yanı sıra kuvvetlendirme egzersizleri de yapılmalıdır. Adalelerin ve kemiklerin kuvvetlenmesi için yüzme tek başına yeterli değildir. Ağırlık ile yapılan kuvvetlendirme egzersizleri daha etkilidir. Yüzme diğer aerobik egzersizlerde olduğu gibi haftada 3 gün yapılmalıdır. Toplam yarım saat su içi hareket veya yüzme genellikle yeterlidir.
Pilates çok yaygınlaşıyor. Ancak bu başka ortopedik sorunlara neden olmuyor mu? Herkes yapmalı mı? Süresi ne kadar olmalı, pilates gerçekten nasıl yapılırsa yararlıdır?
Son yıllarda popüler olan pilates germe ve kuvvetlendirme egzersizlerini kombine ederek tüm vücudu çalıştırır. Sert hareketler içermez. Özellikle omurga çevresi adaleler ve denge üzerinde durur. Nefes egzersiz teknikleri de yer alır. Hem kuvveti, hem esnekliği artırır. Bedenin farkındalığını ve zihinsel konsantrasyonu artırır. Ancak çok farklı komponentleri vardır, uzun süredir egzersiz yapmayanlarda başlangıç için uygun olmayabilir. Hamilelerde daha önce pilates yapmamışlar ise önermiyoruz. Bel ve boyun ağrısı olanlar doktor kontrolünden geçtikten sonra, iyi bir eğitmen eşliğinde yapmalıdır. Konsantrasyon güçlüğü çekenler pilateste zorlanabilir. Osteoporozu olanlarda ise kişiye özel program yapılması gerekmektedir.
Hangi yaşlarda hangi sporları yapmamız uygun?
Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda egzersiz tipi dikkatle seçilmelidir. Çocuklarda obesite-şişmanlık giderek yaygınlaşan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bilgisayar başında uzun süre geçiren çocuklarda aktivite düzeyi düşüyor. Oysa bu yaşlarda aktif olmak ileri yaşlarda da aktif olmayı ve birçok hastalıktan korunmamızı sağlıyor. Bu yaşlarda yoğun aerobik egzersiz yapılabilir. Tenis, yüzme, koşma, futbol gibi aktiviteler ile bu gerçekleştirilebilir. Çocuklarda ağırlık çalışması yapılmamalı, kendi vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler tercih edilmelidir. Birinci amaç sakatlanmaları önlemek olmalıdır. 7-10 yaş arasında jimnastik, yüzme, tenis, bisiklet ve futbola başlanabilir. 10 yaş üzeri ise organize takım sporları için uygundur. Erişkinlerde egzersiz seçiminde en önemli nokta eşlik eden hastalıkların varlığıdır. Eklem sorunları, böbrek, kalp, akciğer hastalıkları, şeker hastalığı ve osteoporoz varsa egzersiz tipi ve süresi dikkatle seçilmelidir. 65 yaş üzeri kişilerde kuvvetlendirme, esnekliği, dayanıklılığı ve dengeyi arttırma öncelikli amaçlar olmalıdır. Osteoporozu olanlarda öne eğilerek yapılan egzersizlerden kaçınmak gerekir. İleri yaşlarda genellikle 20 dakika yürüme, yüzme veya su içi egzersiz yeterlidir.
Doğumdan sonra formu korumak, vücudu sakatlamadan sağlıklı olmak için neler yapılmalı?
Gebelik sırasında egzersiz yapan ve normal yolla doğum yapan kadınlar birkaç gün içinde, kendilerini iyi hissettiklerinde hafif yürüyüşlere ve germe egzersizlerine başlayabilir. Doğumdan bir hafta sonra haftada 3 kez 30 dakikalık yürüyüş yapılabilir. Kuvvetlendikçe süre artırılabilir. Sezaryen ile doğum yapanlarda ise 6-8 hafta beklemek uygundur. Bu süre içinde hafif yürüyüşler yapmak oluşabilecek tıbbi sorunları önlemek açısından gereklidir. Gebelik sırasında eklemlerde ve bağlarda oluşan gevşemelerin 3-5 ay sürdüğü unutulmamalı, egzersiz programı yapılırken bu konu dikkate alınmalıdır. Daha çok kas tonusunu artıracak egzersizler ve germe egzersizleri yapılmalıdır.
İnvazif serviks kanseri (yayılım gösteren rahim ağzı kanseri) uzun yıllar Dünya’da en fazla görülen kadın genital sistem kanseri olmuştur. Ancak smear gibi tarama yöntemlerinin . Buna sebep 1842 de bir araştırmacının rahibelerde bu hastalığın ortaya çıkmadığını gözlemlemesidir. 1953 yılında yapılan bir çalışmada hayat kadınlarında görülme sıklığının normal kişlere göre daha fazla olduğunun saptanması bu fikri güçlendirmiştir.Monogamik yani tek eşli yaşamın ağır bastığı Müslüman ülkelerde Yahudilerde ve koyu katoliklerde de yaygınlaşması ile görülme sıklığı giderek azalmaktadır.20 ile 80 yaş arasında bütün kadınlarda görülebilir.En çok Kolombiya’lılarda en az ise İsrail’lilerde görülür.
Risk Faktörleri
Uzun yıllar serviks kanserinin cinsel temas ile bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmüştür. Buna sebep 1842 de bir araştırmacının rahibelerde bu hastalığın ortaya çıkmadığını gözlemlemesidir. 1953 yılında yapılan bir çalışmada hayat kadınlarında görülme sıklığının normal kişlere göre daha fazla olduğunun saptanması bu fikri güçlendirmiştir.Monogamik yani tek eşli yaşamın ağır bastığı Müslüman ülkelerde Yahudilerde ve koyu katoliklerde de az görülmesi yine bu fikrin lehinedir.Ancak bu toplumlardan gelişmiş ükelere göç edenlerde hastalığın artış göstermesi çevresel faktörlerin de etkisini gündeme getirmektedir. Cinsel yaşamın 20 yaşından önce başlaması, 2 den fazla partner, düşük sosyoekonomik düzey, partnerin birden fazla kişi ile cinsel temasda bulunması, HSV ve HPV türü virüsler risk faktörlerini oluşturur. Sigara da önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Fazla sayıda doğum yapmak ve erkeğin sünnetsiz olmasının da riski arttırdığı öne sürülmektedir. Ancak bu düşünceler popüleritesini kaybetmektedir.
Belirtileri
Erken dönemde (CIN aşamasında) yakalanmayan serviks kanseri ilerlemeye başlar ve klinik bulgu vererek karşımıza çıkar.En sık görülen yakınma anormal vajinal kanamalardır. Kanserli dokuda damarlanma arttığı için dokunma ile cinsel ilişki, muayene gibi durumlarda kanama başlar.Canlılığını kaybedeb doku nedeni ile kötü kokulu pis bir akıntı ortaya çıkabilir. İlerlemiş vakalarda durdurulamayan kanamalar görülür. Hastalığın yayılımına bağlı olarak böbrek yetmezliği görülür ve bu en sık rastlanılan ölüm nedenidir. Klasik olarak ağrısız kanama ve et suyu kıvamında akıntı serviks kanserini düşündürmelidir.
Evreleme
Optimal bir tedavi için hastalığın evresinin tam ve doğru olarak saptanması gerekir. Bugün için kabul edilen evrelemede 5 kademe kullanılır. En erken evre Evre 0, en ileri evre de evre 4 dür. Burada uzak organlara metastaz (yayılım) bulunur. Her evre kendi içinde alt evrelere ayrılır (Evre 1a1, Evre 2a gibi). Evreleme klinik olarak, yani muayene, sistoskopi (mesanenin gözlenmesi), rektoskopi, ilaçlı böbrek filmi (IVP), radyografi ve bilgisayaralı tomografi sonuçlarının bir arada değerlendirilmesi ile yapılır. Ultrasonografinin evrelemedeki rolü sınırlıdır. Bazı yazarlara göre de uygun bir evreleme için cerrahi olarak hastayı değerlendirmek gerekir. Ancak bu fikrin taraftarı azdır.
Tedavi
Tedavide prensip olarak Evre 2b ve üzerindeki hastalara ameliyat yapılmaması fikri hakimdir. Evrelere göre önerilen tedavi şekilleri şunlardır:
Evre 0 : Konizasyon veya basit histerektomi (rahim alınması)
Evre 1a1 : Lenf ve damar yayılımı yoksa Konizasyon veya basit histerektomi
Evre 1a2- Evre 2a : Geniş ve radikal histerektomi
Evre 2b ve üstü : Radyoterapi
Günümüzde uygulanan radikal histerektomi oldukça büyük bir ameliyattır. Amaç kanseri sınırlarının ötesinde sağlam dokulardan da geçerek damarları ve lenf yolları ile birlikte çıkarmaktır.Eğer bunda başarılı olunamayacaksa radyoterapi uygulamak cerrahiden daha iyi sonuçlar verir. Bazı yazarlara göre de hastalığın evresi ne olursa olsun 50 yaşından büyük hastalar cerrahi yerine radyoterapi ile tedavi edilmelidirler, ancak bu fikrin savunucuları giderek azalmaktadır. Bu azalmanın nedeni anestezi alanındaki gelişmelerdir.
Tedavide yaygın olarak kullanılan bir başka yöntem de cerrahiye ek olarak radyoterapi uygulamaktır. Radyoterapi serviks kanserinin her evresinde kullanılabilir. Burada amaç cerrahi ile ulaşılmayan kanserli hücrelerin tahrip edilmesidir.
Son yıllarda serviks kanserinde kemoterapi de denenmektedir ancak yararı hala daha tartışmalıdır.
Hastalığın gidişatı ve sağkalım
Serviks kanserinde prognoz yani hastalığın gidişatı pekçok faktöre bağlıdır. Bunlar hastalığın evresi, lenf nodu tutulumu, tümörün büyüklüğü, damar tutulumu, hücre tipi, hücrenin DNA içeriği gibi faktörlerdir. Hastalığın evresine göre 5 yıllık sağkalım oranları şu şekildedir.
Evre 1 : % 85
Evre 2 : % 66
Evre 3 : % 39
Evre 4 : % 11
Hastalığın takibi esnasında nüks ortaya çıkarsa prognoz çok kötüdür ve hastaların %80′i kaybedilir. Nüksler genelde ilk 2-3 yıl içinde görülür. 5 yıldan sonra oldukça nadirdir.
Serviks kanseri son derece öldürücü ve tedavisi güç bir hastalık olmasına rağmen düzenli kontroller sayesinde çok erken dönemde fark edilebilen ve kolaylıkla hatta çoğu zaman ameliyata bile gerek kalmadan tedavi edilebilen nadir kanserlerdendir.
Ovulasyon İndüksiyonu nedir?
Son yıllarda infertilite tedavisinde birçok ilerleme kaydedilmiştir. Çocuk sahibi olamayan eşlerin tedavisi, 4 temel kategoride uygulanır ve bunlardan sizin için hangisinin en iyi olduğuna, doktorunuz karar verecektir. Bunlar hormon tedavisi; cerrahi tedaviler ve mikro-cerrahi; yapay döllenme ve asiste üreme teknolojileridir (ART).
Hormon tedavisi
Sperm yapımını veya yumurtlamayı (ovülasyonu) etkileyen bir hormonal dengesizlik nedeniyle çocuğu olmayan eşlerde, başarılı bir döllenme sağlamak için hormonal uyarıların yerini almak veya bu uyarıları şiddetlendirmek üzere hormon tedavisi kullanılabilir. Daha önce de anlattığımız gibi kadınlarda folliküllerin gelişmesi ve yumurtlama, erkeklerde ise sperm gelişmesi, öncelikle FSH ve LH tarafından kontrol edilmektedir. Bu hormonların miktarı yetersizse ya da bunlar tam gerekli zamanda salgılanmazsa, yumurtlama veya sperm yapımı aksayabilir ve döllenme şansı azalır. Özel bazı hormonal dengesizlikleri düzeltmek amacıyla aşağıdaki ilaçlar kullanılabilir.
Klomifen sitrat tablet
Erkekte iktidarsızlığın bulunmadığı, dölleme yeteneğinin normal olduğu infertilite vakalarında kadında mevcut yumurtlama sorunlarının giderilmesi amacıyla klomifen sitrat kullanılır. Normal bir adet siklusunde hipotalamustan GnRH (gonadotropin- serbestleştirici hormon) salgılanması, hipofizin FSH ve LH salgılamasına yol açarak follikül gelişmesini ve yumurtlamayı sağlar. GnRH salgılanmasına bağlı bir sorun nedeniyle yumurtlamanın (ovülasyonun) gerçekleşmediği kadınlarda hipotalamustan GnRH salgılanmasını başlatmak amacıyla klomifen sitrat kullanılabilir.
Klomifen sitratın tedavi öncesinde ovülasyon meydana gelmeyen kadınların %75′inde yumurtlamayı sağladığı ve bunların %35′inin gebe kaldığı bulunmuştur. Bu gebeliklerin çoğunda 1 bebek vardır; en çok %10′u ikiz gebeliktir ve %1′den daha azı çoğul doğumla sonuçlanır. Klomifen sitrat genellikle 4 ya da 5 siklus kullanılır ve bu zamanda yumurtlama ve gebelik oluşmazsa doktorunuz size, başka bir tedavi önerebilir.
İleri derecede saflaştırılmış FSH (enjektabl urofollitropin)
1990′larda kullanıma sunulan ileri derecede saflaştırılmış FSH, bir gonadotropin olan FSH’nin ileri derecede saflaştırılmış bir preparatıdır. Gonadotropin, yumurtalıkları yumurta yapmak üzere uyaran hormondur. İleri derecede saflaştırılmış FSH, klomifen sitrat tedavisinden sonra gebe kalamayan kadınlarda folliküllerin gelişmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Ayrıca normal olarak yumurtlayan ve asiste üreme teknolojileri (ART) uygulanan kadınlarda çok sayıda follikülün gelişmesini sağlamak amacıyla da kullanılabilir.”İleri derecede saflaştırılmış FSH ile tedaviniz” bölümünde İleri derecede saflaştırılmış FSH ve kullanımı konusunda ayrıntılı bilgi bulacaksınız.
Enjeklabl koriyonik gonadotropin (hCG)
Koriyonik gonadotropin (hCG), aynen LH’nin yaptığı gibi follikülden yumurta salıverilmesini sağlar ve genellikle, son ileri derecede saflaştırılmış FSH, dozundan 24 saat sonra ovülasyonu uyarmak amacıyla kullanılır. Bu tedavi sırasında çift, hCG verildiği günden önce başlamak üzere hergün cinsel ilişkide bulunmalıdır. Erkeklerde ise birkaç ay boyunca haftada 2-3 defa hCG enjeksiyonu uygulanması, sperm yapımı için gerekli olan testosteron yapımını artırabilir.
Cerrahi girişimler ve mikrocerrahi
Çocuk sahibi olamamanın nedeni, erkeğin ya da kadının üreme sistemindeki anatomik sorunlar veya anormalliklerse, bunları düzeltmek için çeşitli cerrahi girişimlerden faydalanılır. Çocuk sahibi olamamanın nedeni bazen, üreme kanalında nedbeleşmelere veya yapışıklıklara yol açmış olabilen, eski enfeksiyonlar veya iltihaplanmalardır. Endometriosis, miyomlar ve rahimdeki ya da fallop borularındaki (tüplerdeki) sorunlar da cerrahi tekniklerle tedavi edilebilir. Ameliyat, çok ağır vakalar dışında genellikle başarılı sonuç verir ve infertilitenin giderilmesi için yeterlidir. Ancak cerrahi tedaviler çoğu zaman, başka tedavilerle birlikte kullanılır.
Yapay döllenme
Yapay döllenme genellikle, erkekteki bir sorun, örneğin ejakülasyon (boşalma) sıvısı hacminin az, sperm sayısının düşük ya da sperm hareketliliğinin kötü olması nedeniyle çocuk sahibi olamayan çiftlerde kullanılır. Yine bu teknik, kadınlardaki servikal mukus sorunlarına veya bağışıklık faktörlerine bağlı infertilitenin tedavisinde de kullanılabilir. Doktorun muayenehanesinde uygulanan bu yöntem, nispeten basit ve ağrısızdır. Bir sperm örneği özel olarak hazırlanıp yıkandıkıan sonra kadının vajinasına, rahim boynu (serviks) kanalına veya rahmine bırakılır. Normal koşullar altında vajinada biriken spermlerin %10′undan daha küçük bir bölümü rahim boynuna ulaşmaktadır. Spermlerin doğrudan doğruya rahim boynu kanalına bırakılmasıyla, üreme kanalına girerek yukarılara doğru çıkabilen sperm sayısı artırılır.
Eğer kadında servikal mukus yoksa ya da kötü kalitedeyse doktor, rahim-içi inseminasyon adı verilen bir yapay döllenme tekniği kullanabilir. Bu teknikte spermler, ovülasyona yakın zamanda doğrudan doğruya rahme bırakılarak döllenme şansı artırılır. Bazen yapay döllenmeyle yumurtlamanın aynı sıralara rastlamasını sağlamak amacıyla birkaç yapay döllenme uygulanması gerekebilir.
Sperm Alınması
Yapay döllenme amacıyla sperm alınırken dikkatli olmak gerekir. Çiftten, en iyi örneğin alınabilmesi için önceki 48-72 saat boyunca cinsel ilişkide bulunmamaları istenebilir. Ayrıca erkeğin, genellikle doktorun muayenehanesinde mastürbasyon yaparak sperm örneği vermekte istekli olması gerekir.
Kayseri’de cilt denge uzmanı Zeliha Köksal, az su tüketen kadınların ciltlerinin kuruduğunu ve bozulduğunu öne sürdü. Köklas, az su tüketen ve yanlış bakım ürünleri kullanan Türk kadınlarının, önümüzdeki 5 yıl içinde ciddi cilt problemleriyle karşılaşabileceklerini de vurguladı.
Kayseri Park Yaşam ve Alışveriş Merkezi’nde kadınlara cilt sorunlarını anlatan cilt denge uzmanı Zeliha Köksal, Türkiye’deki kadınlarda en çok kılcal damar probleminin olduğunu söyledi. Almanya’da cilt dengesi konusunda uzman eğitimi aldığını belirten Köksal, şöyle konuştu:
“Yüzü al renginde olan kadınların daha sağlıklı olduğu düşünülürdü. Türk kadınları kuru bir cilde sahip olduğu için sivilce problemi ile uğraşmak zorunda kalıyor. Az su tüketimi ve yanlış bakım ürünleri kullanıyorlar. Az su tüketen insanların ciltleri kuruyor ve pul pul oluyor. Cildin PH dengesi 5.5’dir, sabunun PH değeri 10’dur. Suyun PH değeri ise 7.0’dir. Sabun ve su ile yıkanan cildin PH değeri 7.0’ye yükseliyor. Cildin PH değerinin 5.5’e düşmesi 7- 8 saat sürüyor.”
‘TÜRK HALKI CİLDİNDEN ÖDÜN VERİYOR’
Kendisini ilgiyle izleyen kadınların sorunlarını yanıtlayan Zeliha Köksal, Türk insanının cildinden ödün verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Duştan ya da banyodan sonra cildin, nemlendirici krem veya başa cilt bakım ürünleriyle PH değerinin 5.5’e getirilmesi gerekiyor. Eğer, PH değerine Türk insanı dikkat etmezse gelecek 5 yıl içinde daha büyük cilt problemleri ile uğraşır. Kadınlarımızı çok az su tükettiği için cilt problemleri de artıyor. Yapılan araştırmalara göre sebze ağırlıklı beslenen insanların ciltlerinin daha yavaş yaşlandığı kanıtlanmış.”
LIDA DAI DAI HUA JIAO MANG SEO YARISMASI MILLIYET KAYNAGINDAN ALINTIDIR
–GÜNCELLENDİ–
Doğum kontrol yöntemleri uygulanmasına rağmen gebelik oluşması iki temel nedenden dolayıdır.
Yöntemler başarılı olsa da kurallarına uyulmadan uygulandığında gebelik riski yükselmektedir. Bu nedenle tipik kullanıma bağlı gebelik risklerini de bilmek yararlıdır. Hangi yöntemi uyguluyor olursanız olun adet gecikmesi veya gebelik belirtileri varsa en kısa sürede doktorunuza başvurunuz.
Doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları özel bir formüle göre hesaplanır.
100 kadın bir yıl boyunca bir yöntem uyguladığında oluşan gebelik sayısı PEARL indeksi olarak tanımlanır. Çeşitli doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları da bu formüle göre kıyaslanır.
DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİNİN BAŞARISIZLIK ORANLARI (PEARL İNDEKSLERİ)
“Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması” istatistikleri
|
YÖNTEM |
EN AZ BEKLENEN( %) |
TİPİK (%) |
|
KORUNMUYOR |
85 |
85 |
|
DOĞUM KONTROL HAPI |
0,1 |
3,0 |
|
SPİRAL (BAKIRLI) |
0,8 |
1,0 |
|
SPİRAL (HORMONLU) |
2,0 |
2,0 |
|
NORPLANT |
0,2 |
0,2 |
|
TÜP BAĞLANMASI |
0,2 |
0,4 |
|
VAZEKTOMİ |
0,1 |
0,15 |
|
ÜÇ AYLIK ENJEKSİYON |
0,3 |
0,3 |
|
SPERMİSİTLER (FİTİL) |
3,0 |
21 |
|
TAKVİM |
9,0 |
20 |
|
GERİ ÇEKİLME |
4,0 |
18 |
|
DİYAFRAM (kadın prezervatifi) |
6,0 |
18 |
|
KONDOM |
2,0 |
12 |
“Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması Sağlığı”
Neden oluşur Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması?
Her kadın zaman zaman adet düzeninde sapmalar, gecikmeler ya da ara kanamalar yaşayabilir. Normal insan hayatında yaşanılan stresler, sıkıntılar, ani kilo değişiklikleri, spor, üzüntüler gibi pek çok faktör adet düzenini etkileyebilir ve adeta bir saat gibi işleyen bu mekanizmada sapmalara neden olabilir. Adet düzenindeki sapmaların hiçbir türlüsü normal değildir ve araştırılması gerekir. Çünkü kadın üreme sistemindeki hemen hemen bütün patolojilerin en sık verdiği belirti adet düzensizlikleridir. Her adet düzensizliği anormal olmasına rağmen her zaman bir patolojiyi, kisti, myomu ya da en korkuncu kanseri işaret etmez. Altta yatan anatomik bir patoloji olmadığı halde normal adet düzeninde meydana gelen anormal kanamalara disfonksiyonel uterin kanama (DUK) adı verilir.Burada önemli olan nokta kanama bozukluğunu açıklayacak organik bir lezyonun ( oluşum ) bulunmamasıdır.
Kliniği Nasıl Seyreder?
Disfonksiyonel kanamalar adet kanamasının ritminin, miktarının ya da her ikisinin birden bozulması ile belirgindir. Genelde beyin-hipofiz-yumurtalık üçgenindeki hormonal dengenin bozulmasından kaynaklanır. Beyinden salgılanan gonadotropin adı verilen hormonların salgılanma bozuklukları ya da uyumsuzlukları altta yatan ana nedendir. Bu durum yumurtlama bozukluklarına neden olarak östrojen ve progesteron arasındaki dengenin de bozulmasına yol açar. Neticede disfonksiyonel uterin kanamalar, endometrial hiperplazi, over kistleri gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.
Klinik olarak kanamanın patternine göre isimlendirilirler. Buna göre
Amenore 3 ya da daha fazla adet dönemi için gereken sürede hiç adet görmemek
Oligomenore 35 günden daha seyrek olan kanamalar
Polimenore 21 günden daha sık olan kanamalar
Hipomenore Adet kanamasının miktarının az olması
Hipermenore Adet kanamasının miktarının fazla olması
Menoraji Adet kanamasının süresinin uzaması
Metroraji Ara kanamaların olması
Menometroraji Düzensiz aralıklarla fazla miktarda kanama olması
Ovulasyon kanaması Siklus ortasında görülen hafif kanama
Spotting Lekelenme
Düzensiz kanamalar jinekolojik şikayetlerin yaklaşık %10′unu meydana getirir.En sık ergenlik başlangıcında ve menopoza yakın dönemde görülür.
Düzensiz kanamalar yumurtlamanın olduğu (ovulatuar) ve olmadığı (anovulatuar) olarak kabaca 2 ye ayrılır. Düzensiz kanamaların yaklaşık %90′ı anovulatuardır. Yani herhangi bir nedene bağlı olarak o adet siklusunda yumurtlama olmamıştır.
Ovulatuar ( yumurta hücresi olan ) Kanamalar
Genelde üreme çağındaki kadınlarda görülür. Göreceli olarak FSH eksikliği nedeni ile yumurta gelişimi gecikir ve çatlama geç oluşur. Bunun sonucunda kişide oligomenore görülür. Eğer yumurta hücresinin FSH’a duyarlılığı artmış ise bu kez yumurta hücresi vaktinden önce gelişir ve çatlar neticede polimenore ortaya çıkar.Adet ortası da yumurtlama döneminde denk gelen kanama da bu sınıfta değerlendirilir.
Anovülatuar ( yumurta hücresi olmayan ) Kanamalar
Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması sonucu buradan östrojen hormonu salgılanmaya devam eder. Bu etki ile rahim iç zarı olan endometrium kalınlaşmaya devam eder. Yumurtlama olmadığı için progesteron dolaşıma yeterli kadar salınamaz ve kalınlaşmaya başlayan endometrium bir süre sonra kırılır ve kanama ortaya çıkar. Anovülatuar sikluslar ilk adet kanamasından sonraki ergenliğe geçiş döneminde, polikistik over hastalığında, menopoz öncesi dönemde, emzirme dönemlerinde ve şişman hastalarda sık rastlanılan bir durumdur.
Hormonal etkiler
Endometrium sürekli yenilenen ve her ay değişim gösteren bir dokudur. Bu doku östrojen ve progesteron adlı hormonlara karşı çok hassastır. Endometriumu etkileyecek organik bir patoloji olmadan östrojen ve progesteronun düzensiz ve değişik düzeylerdeki etkileri düzensiz kanamalara yani disfonksiyonel uterin kanamaya neden olur. Bu tür kanamalar oluş mekanizmasına göre 5 başlık altında toplanırlar:
1.Östrojen çekilme kanaması: Östrojenle uyarılmış ve kalınlaşmakta olan endometriumda östrojenin aniden ortadan çekilmesi ile meydana gelen endometrium dökülmesi ve görülen kanamadır. Bu kanama türünde progesteronun bir etkisi yoktur. Dışarıdan verilen östrojenin kesilmesi ya da ameliyat ile her iki yumurtalığın alındığı durumlarda görülür. Pratikte pek sık karşılaşılan bir tablo değildir.
2.Östrojen kırılma kanaması: Östrojenle sürekli uyarılmakta olan endometriumda östrojene olan cevap endometriumun her alanında aynı ve eşit değildir. Östrojen uyarısı devam ettikçe fazla gelişmiş ve kalınlaşmış kısımlarda kanlanma ve dolayısı ile beslenme bozuklukları başlar ve bu kısımlar dökülerek kanamaya neden olur. Anovülasyonda ortaya çıkan kanama bzoukluklarının mekanizması budur, dolayısı ile disfonksiyonel uterin kanamaların altında yatan en önemli mekanizma da östrojn kırılma kanamasıdır.
3.Progesteron çekilme kanaması: Östrojenle uyarılmış ve kalınlaşmış endometrium yumurtlamadan sonra progesteronun etkisi altına girer ve artık kalınlaşmaz. Progesteron ortamdan çekildiğinde ise endometrium üzerindeki destek ortadan kalkar ve tüm fonksiyonel endometrium dökülerek kanamaya neden olur. Normal adet kanamaları ve doğum kontrol hapı kullanırken ilaç bittikten sonra görülen kanama bu türdedir.
4.Progesteron kırılma kanaması: Progesteron düzeyi endometrium kalınlığını korumaya yetmez ve kanamaya yol açar.
5.Atrofi kanaması: Östrojen ve progesteronun ortamda yeterli miktarlarda bulunmamasına bağlı olan kanamalardır. Menopoz sonrası dönemde görülürler.
Tanısı nasıl konur?
Anormal vajinal kanama olan hastalarda altta yatan organik bir lezyonun bulunamaması ile tanı konur.Ayırıcı tanıda myomlar, endometrium iltihabı, spiral, dışarıdan verilen ilaç ve hormonlar, gebelik, düşükler, dış gebelik, habis tümörler, kan hastalıkları, karaciğer hastalıkları düşünülmelidir.
Tedavisinde neler yapılır?
Tedavide amaç kanamanın durdurulması ve yeniden tekrar etmesinin engellenmesidir. Bu amaçla değişik hormon kombinasyonları kullanılır. 35 yaş üzeri kanamalar durdurulamıyorsa cerrahi müdahale gerekebilir. Bazen genç hastalarda da akut kanamayı durdurmak için kürtaj gerekli olabilir.vajinal ağrılara bitkisel tedavi