Akraba Evlilikleri

Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyoekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.
evlilik
Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan gen’ler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.
Devamini Okuyunuz »

Yorumlar

lcw waikiki

lcw waikiki

LCW DE İNDİRİM GÜNLERİ BAŞLADI

Yorumlar

Antalya’da Başbakandan Kadınlara 8 Mart Engeli

Dünya Kadınlar Günü ‘8 Mart’ta yürüyüş ve miting yapmak isteyen Antalyalı kadınlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı gün yapacağı mitinge takıldı. 

Kadınlara ‘miting ve yürüyüş’ için ‘güvenlik’ gerekçesiyle izin verilmedi. Kadınlar izin verilmemesine büyük tepki gösterdi.

Antalya’daki törende AKP Antalya Kadın Kolları üyesi türbanlı kadınların karanfil dağıtmasına tepki gösteren kadınlar, “O çiçekler kadınlar için değil, oy için dağıtılıyor ” diyerek çiçekleri almadı.

“En az üç çocuk diyen zihniyet” 

Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği üyeleri, 8 Mart’ta Başbakan miting düzenlediği için kadınlar gününü 7 Mart’ta kutlamak zorunda kaldıklarını ifade ederlerken, “En az 3 çocuk doğurun diyerek kadınları eve hapsetmek isteyen anlayış, meydanlarımızı elimizden aldı. Başbakan gelecek diye izin verilmemesini kınıyoruz. 8 Mart kadınlar günü. Kadınlara saygı gösterebilirdi” diye konuştular.

Eskişehir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, çeşitli siyasi partilerin, bağımsız kadınların ve MorEl’in de bir bileşeni olduğu Eskişehir Demokratik Kadın Platformu (EDKP) tarafından 7 Mart cumartesi günü düzenlenen yürüyüş ve ardından yapılan basın açıklamasıyla kutlandı.

Yediler Parkı’ndan Adalar Migros önüne yürüyen 100’ü aşkın kadın, yürüyüş boyunca “Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması”, “Geceleri de sokakları da istiyoruz”, “Cinsel ulusal, sınıfsal sömürüye son”, “Jin, Jiyan, Azadi” ve “Teşhirci değil, travestiyiz”, “Kör kör parmağım gözüne; lezbiyenim, biseksüelim kime ne” gibi Türkçe ve Kürtçe çeşitli sloganlar attı.

EDKP’yi temsilen basın açıklaması yapan Pelin Kalkan, kadına yönelik şiddetin gerek kadınların medyada sunumu ile gerekse yasalar tarafından, haksız tahrik indirimi gibi gerekçelerle meşrulaştırıldığını vurguladı.

Afyonkarahisar’da Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun da katıldığı, AKP Şuhut Kadın Kolları İlçe Teşkilatı’nın düzenlediği geceye, protokol, gazeteci ve görevliler dışında erkek alınmadı.

Adana’daki 30 kadın kuruluşunun üyesi yaklaşık 2 bin kadın, yürüyerek daha fazla özgürlük, ayrımcılığın önlenmesi ve eşit hak istedi.

Trabzon’da Sosyalist Gençlik Derneği, Emekçi 8 Mart Platformu ve İnsan Hakları Derneği üç ayrı gösteri düzenledi.

Diyarbakır’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen miting geniş güvenlik önlemi altında sona erdi.

Diyarbakır’da DTP, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, İstasyon Meydanı’nda yapılan mitingle kutlandı. Mitingde konuşan DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk AKP”ye yüklendi.

Tuğluk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’ı almak istediği sözüne atıfta bulunarak, “Bu kaleyi teslim etmeyiz sizlere. Burayı almak için büyük bedeller ödedik. Bu bedelleri size teslim etmek için ödemedik” dedi.

Haber kaynağı: Bianet

Yorumlar

Kadın Olmanın Güzelliğine Yaşam Boyu Sporla Sağlık Katın

Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Reyhan Çeliker, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kadınlara özel spor önerileri hazırladı. Prof. Dr. Çeliker, spor yapmanın kadınlara sağladığı 13 faydayı şöyle sıraladı:

- Adale kuvvetini artırır

- Esneklik ve dayanıklılığı artırır

- Kemik yoğunluğunu artırarak kemikleri güçlendirir

- Enerji düzeyini artırır, daha zinde olursunuz

- Kilo kontrolü sağlar, eklemlere binen yükü azaltır

- Stres, depresyon ve kaygı belirtilerini azaltır

- Daha iyi uyumamızı sağlar

- Kalp hastalığı riskini azaltır

- Kan basıncını düzenler

- Yüksek kolesterol riskini azaltır

- Aerobik kapasiteyi ve kondisyonu artırır

- Bazı kanser türlerinden korur

- Yaşam kalitesini arttırır

Hiç spor yapmamış kişilere neler önerirsiniz?

Uzun süredir aktif olmayan, hiç spor yapmayan kişilerde yürüme ile başlanmalıdır. İlk gün 5 dakika gibi kısa bir süre ile başlanır, her gün 1-2 dakika artırılır. Daha aktif, sağlıklı bir kişi ise 20 dakika ile başlayabilir. Her iki durumda da süre yavaş yavaş 60 dakikaya kadar uzatılır. Bu hedefe ulaştıktan sonra hafta 3-4 kez 45 dakika-bir saat yürüyüş yapılır. Eğer bu süre kişiye fazla geliyor ise kısaltılır, ancak kesinlikle tümden bırakılmamalıdır. Dayanıklılık arttığında yeniden süre bir saate kadar çıkarılır. Yürüyüş açık havada, parkta olabileceği gibi, kapalı mekanda veya yürüme bandında da yapılabilir.

Yürürken veya egzersiz yaparken nabzımız ne kadar atmalıdır?

Orta düzeyde bir egzersiz için kalp hızımız maksimum kalp hızının yüzde 60-80’ine ulaşmalıdır. Daha düşük kalp hızı ile çalışmanın kalp-damar sistemine yararı sınırlıdır. Daha yüksek kalp hızı ise kalbi yorar. Maksimum kalp hızı yaşın 220’den çıkarılması ile hesaplanır (220-yaş). Bulunan sayı 0,6 ile çarpılarak egzersiz sırasında ulaşılması gereken en düşük kalp hızı, 0,8 ile çarpılarak en yüksek kalp hızı bulunur. Örneğin 50 yaşında bir kişinin maksimum kalp hızı 170, egzersiz sırasında olması gereken ise 102-136 arasıdır. Egzersiz sırasında kalp hızı sayılarak kontrol edilmelidir.

Alışveriş sırasında yürümek de hareket sayılmaz mı?

Alışveriş veya günlük aktiviteler sırasındaki yürüyüş tempolu olmadığı, genellikle kısa mesafelerde sık olarak durmayı gerektirdiği için kalp hızı yeterince artmaz. Hiç yürümemekten iyi olmakla birlikte yararı sınırlıdır. Ayrıca sakatlıklara yol açmaması açısından spor uygun giysi ve ayakkabı ile yapılmalıdır. Alışveriş sırasında bu genellikle sağlanmamaktadır.

Gün içinde işyerinde merdiven inip çıkmak yararlı mı? (Kaç basamak çıkmalı, kaç defa?)

Gün içinde işyerinde uzun süre aynı pozisyonda çalışmak kas iskelet sisteminde birçok sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle her saat başı kısa bir ara verip hareket etmek hastalık riskini azaltacaktır. Özellikle diz ekleminde bir sorun yok ise bu merdiven inip çıkarak sağlanabilir. 10 dakika süre ile tempolu olarak merdiven inip çıkmak 30 dakika yürümek kadar yarar sağlar. Ancak bu egzersizin iş kıyafetleri ve özellikle de kadınlarda topuklu ayakkabı ile yapılması eklemleri zorlayabilir. Ancak 2-3 kat inmek veya çıkmak gerektiğinde kesinlikle asansör yerine merdiven tercih edilmelidir.

Evde jimnastik, aerobik yapmak yetmez mi? Kaç dakika yaparsak faydasını görürüz?

Egzersizin mutlaka bir spor kulübünde yapılması gerekmez, evde de yapılabilir. Böylece fazla zaman kaybı olmaz, kısa süre boş vakti bile olsa kişi egzersiz yapabilir. Burada en önemli nokta hareketlerin doğru yapıldığından emin olmaktır. Bu nedenle başlangıçta hareketlerin doğru öğrenilmesi için bir eğitmenden yardım alınması sakatlanma riskini azaltır. Süre diğer egzersizlerde olduğu gibi haftada 3 gün 30-60 dakika olmalıdır. Ancak zaman kısıtlı olduğunda 10 dakika gibi kısa bir sürede daha yoğun egzersiz yaparak da yarar sağlayabilir.

Yüzme haftada kaç kez, ne kadar süreyle yapılmalı, hangi stilde yüzelim? Günde 8-10 saat oturup ofis işi yapan biri, haftada 3 gün birer saat yüzse, bunca hareketsizliğe rağmen fayda görür mü?

Yüzme ideal aerobik egzersizlerden biridir. Her yaşta yapılabilir, dayanıklılığı artırır. Kalp ve akciğer kapasitesi açısından çok yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer yararı ise suyun kaldırma kuvveti nedeniyle eklemlere yük binmemesidir. Özellikle bel, kalça, diz, ayak bileği gibi eklemlerde sorunu olanlar için en güvenli egzersizdir. Tüm stillerin yararı vardır, ancak bel ağrısı olanlarda serbest stil ve sırt üstü yüzme önerilir. Kurbağalama stili özellikle baş su dışında olduğunda bel ve boyun ağrısını artırabilir. Devamlı oturarak çalışanlarda yüzme yanı sıra kuvvetlendirme egzersizleri de yapılmalıdır. Adalelerin ve kemiklerin kuvvetlenmesi için yüzme tek başına yeterli değildir. Ağırlık ile yapılan kuvvetlendirme egzersizleri daha etkilidir. Yüzme diğer aerobik egzersizlerde olduğu gibi haftada 3 gün yapılmalıdır. Toplam yarım saat su içi hareket veya yüzme genellikle yeterlidir.

Pilates çok yaygınlaşıyor. Ancak bu başka ortopedik sorunlara neden olmuyor mu? Herkes yapmalı mı? Süresi ne kadar olmalı, pilates gerçekten nasıl yapılırsa yararlıdır?

Son yıllarda popüler olan pilates germe ve kuvvetlendirme egzersizlerini kombine ederek tüm vücudu çalıştırır. Sert hareketler içermez. Özellikle omurga çevresi adaleler ve denge üzerinde durur. Nefes egzersiz teknikleri de yer alır. Hem kuvveti, hem esnekliği artırır. Bedenin farkındalığını ve zihinsel konsantrasyonu artırır. Ancak çok farklı komponentleri vardır, uzun süredir egzersiz yapmayanlarda başlangıç için uygun olmayabilir. Hamilelerde daha önce pilates yapmamışlar ise önermiyoruz. Bel ve boyun ağrısı olanlar doktor kontrolünden geçtikten sonra, iyi bir eğitmen eşliğinde yapmalıdır. Konsantrasyon güçlüğü çekenler pilateste zorlanabilir. Osteoporozu olanlarda ise kişiye özel program yapılması gerekmektedir.

Hangi yaşlarda hangi sporları yapmamız uygun?

Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda egzersiz tipi dikkatle seçilmelidir. Çocuklarda obesite-şişmanlık giderek yaygınlaşan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bilgisayar başında uzun süre geçiren çocuklarda aktivite düzeyi düşüyor. Oysa bu yaşlarda aktif olmak ileri yaşlarda da aktif olmayı ve birçok hastalıktan korunmamızı sağlıyor. Bu yaşlarda yoğun aerobik egzersiz yapılabilir. Tenis, yüzme, koşma, futbol gibi aktiviteler ile bu gerçekleştirilebilir. Çocuklarda ağırlık çalışması yapılmamalı, kendi vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler tercih edilmelidir. Birinci amaç sakatlanmaları önlemek olmalıdır. 7-10 yaş arasında jimnastik, yüzme, tenis, bisiklet ve futbola başlanabilir. 10 yaş üzeri ise organize takım sporları için uygundur. Erişkinlerde egzersiz seçiminde en önemli nokta eşlik eden hastalıkların varlığıdır. Eklem sorunları, böbrek, kalp, akciğer hastalıkları, şeker hastalığı ve osteoporoz varsa egzersiz tipi ve süresi dikkatle seçilmelidir. 65 yaş üzeri kişilerde kuvvetlendirme, esnekliği, dayanıklılığı ve dengeyi arttırma öncelikli amaçlar olmalıdır. Osteoporozu olanlarda öne eğilerek yapılan egzersizlerden kaçınmak gerekir. İleri yaşlarda genellikle 20 dakika yürüme, yüzme veya su içi egzersiz yeterlidir.

Doğumdan sonra formu korumak, vücudu sakatlamadan sağlıklı olmak için neler yapılmalı?

Gebelik sırasında egzersiz yapan ve normal yolla doğum yapan kadınlar birkaç gün içinde, kendilerini iyi hissettiklerinde hafif yürüyüşlere ve germe egzersizlerine başlayabilir. Doğumdan bir hafta sonra haftada 3 kez 30 dakikalık yürüyüş yapılabilir. Kuvvetlendikçe süre artırılabilir. Sezaryen ile doğum yapanlarda ise 6-8 hafta beklemek uygundur. Bu süre içinde hafif yürüyüşler yapmak oluşabilecek tıbbi sorunları önlemek açısından gereklidir. Gebelik sırasında eklemlerde ve bağlarda oluşan gevşemelerin 3-5 ay sürdüğü unutulmamalı, egzersiz programı yapılırken bu konu dikkate alınmalıdır. Daha çok kas tonusunu artıracak egzersizler ve germe egzersizleri yapılmalıdır.

Yorumlar

Toplumdaki zeki insanların tanrıya inanma oranı çok düşük

[Sesonline] İngiliz gazetesi “Daily Telegraph”, bir hayli tartışma yaratabilecek yeni bir araştırma haberi yayımladı. Biliminsanı, “zeki insanların tanrıya inanma ihtimali daha az” diyor. Muhafazakar bir gazete olan Telegraph’ın haberine konu olan Kuzey İrlanda’daki Ulster Üniversitesi’nden Profesör Richard Lynn’in araştırması. Habere göre Profesör Lynn, son yüzyıl içinde dine bağlılığın insanlığın zekâ düzeyindeki yükselmeyle doğrudan bağlantılı olduğunu söylüyor.

Profesör tezine bir başka kanıt olarak, toplumların aydın eliti içinde ateistlerin oranının daima toplumun geri kalanına göre daha yüksek olmasını da gösteriyor. Haberden kısa bir alıntı yapalım.

Profesör Lynn akademisyenleri örnek veriyor tezine kanıt olarak. İngiltere’de yapılan bir araştırma, akademisyenlerin yalnızca yüzde 3,3′ünün tanrıya inandığını gösterirken, aynı dönemde toplumun tümünde tanrıya inananların oranı yüzde 70′e yaklaşıyormuş.

“Amerika Birleşik Devletlerinde 1990′larda yapılan bir araştırma da Amerikan Bilimler Akademisi üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin tanrıya inancı olduğunu saptamış. Profesör Lynn, akademisyenlerin, tanrıya inançlarının daha zayıf olmasını toplumun genelinden daha zeki olmalarıyla açıklıyor.

“Profesör aynı şekilde, çocukların çoğunun, ilkokula başladıklarında tanrıya inandığını ama yaşları büyüdükçe ve zekaları geliştikçe, bir çoğunun tanrının varlığından kuşkulanmaya başladığını söylüyor.
Profesör, 20. yüzyılda 137 gelişmiş ülkede insanların tanrıya inancının zayıflamasını da genel zeka düzeyindeki gelişme ile açıklıyor Profesör.

Fakat Daily Telegraph’ın haberine göre, Profesör Lynn’in Intelligence adlı bilim dergisinde yayımlanan bir makalede dile getirdiği tezlerini fazla basit ve bilimsellikten uzak bulanlar da var.

Profesörün karmaşık bir dizi sosyal, ekonomik ve tarihi faktörü dikkate almadığını söylüyorlar ve zeka düzeyi ile dini inanış arasında bağ olduğunu kanıtlayacak deney yapmanın çok zor olduğuna dikkat çekiyorlar.

Ama gazetede görüşleri aktarılan uzmanlar yine de, başka alanlarda, yüksek zekanın insana, yerleşik değerleri ve kurumları sorgulama ve eleştirme yetisi, hatta belki de eğilimi kazandırabileceğini gösteren, daha önce yapılmış araştırmalar olduğuna dikkat çekiyorlar. (BBC Türkçe)

Yorumlar

Yaşlılar neden az su içer?

Yapılan yeni bir çalışma, yaşlıların susadıklarında gençlere göre daha az su içtiklerini, çünkü beyinlerinin daha çabuk tatmin olduğunu söylemektedir. Bulgular beynin tatmin olma mekanizmalarının yaşlandıkça bozulduğunu, bu da yaşlıların susuz kalma riski yaşamalarına neden olduğunu öne sürmektedir.

Susuzluk hissi kandaki iki temel değişiklikten kaynaklanmaktadır: Tuz konsantrasyonunun yükselmesi ve su konsantrasyonunun azalması. Genellikle susuzluk hissi kişiyi vücudun dengesini yeniden oluşturacak miktarda su içmeye yönlendirir. Bununla birlikte araştırmacılar uzun yıllardır yaşlı insanların daha az su içtiklerini bilmektedir ancak bunun nedeni tam olarak açıklanamamaktadır. Melbourne Üniversitesi’ndeki nörobilimcilerin önderlik ettiği bir araştırma ekibi kusurun beyindeki bir değişiklikten mi kaynaklandığını araştırmışlardır. Çalışmada 20’li yaşardaki 10 erkeğe ve 60’lı ya da 70’li yaşlardaki 12 erkeğe tuzlu bir bileşik enjekte ederek susama hissi yaşamalarını sağlamışlardır. Ardından kan akımındaki değişiklikleri ölçen pozitron emisyon tomografisi aracılığıyla beyinleri incelenmiştir. Tuzlu bileşik genç ve yaşlı grubunda benzer şekilde susuzluk hissi ortaya çıkarmış ve benzer kan akımı değişiklikleri izlenmiştir. Bununla birlikte yaşlı erkekler gençlere göre yaklaşık yüzde 50 daha az miktarda su içmişlerdir. Susuzlukla ilişkili olduğu daha önce gösterilmiş düzenleyici bir bölge olan anterior midsingulat korteks adlı bölgedeki kan akımının her yudumda yaşlılarda gençlere göre daha fazla azaldığı görülmüştür.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinin 2007 Aralık sayısında yayımlanan makalede araştırma ekibi bu farklılığı, yaşlılarda beynin sindirim sisteminden gelen ne kadar su tüketildiğine dair uyarıları yanlış yorumladığı, bu nedenle de yanlış bir doyma hissinin oluştuğu şeklinde açıklamaktadır.
Yale Üniversitesi’nden fizyolog Nina Stachenfeld, çalışmada bazı hatalar yapılmış olabileceğini, örneğin deneklere su içmeleri için sadece 8 dakika süre verildiğini söylemektedir. “8 dakika beynin işlevlerini çalışmak için yeterli bir süre olabilir fakat bütün hikâyeyi anlatmaya yetmeyebilir” demektedir.

Kaynak Bağlantı: BirGün Gazetesi

Yorumlar

Haydi Çocuklar Operaya

Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürü Erdoğan Davran, Türkiye”nin ilk gençlik ve çocuk evi niteliğini taşıyacak olan birimin açılışıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Davran,  Murat Göksu tarafından çocuk versiyonu hazırlanan “Öylesine Bir Dinleti” adlı müzikli oyunun sahneleneceğini belirtti. Bu birimin oluşturulması için Leyla Gencer Sahnesi”nde düzenleme yaptıklarını anlatan Davran, “Çocuk balesi ile çocuk korosu orada sabit olarak çalışmalarını yapacaklar. Onların yaptığı dersler ve kurslardan sonra çalışmalarını sergilemeleri için bir salon olacak” dedi. Çocuk balesi ve korosu ile ilgili hazırladıkları prodüksiyonları da burada sergileyeceklerini ifade eden Davran, Mart ayında “Çizmeli Kedi” isimli çocuk oyununu bu sahnede küçük seyirciyle buluşturacaklarını kaydetti. Leyla Gencer Çocuk ve Gençlik Birimi için çalışmaların bir süredir tüm hızıyla sürdüğünü anlatan Davran, sahneyle ilgili, “Hem büyüklerin çocuklar için sergileyeceği eserler hem de çocukların kendi hazırlamış olduğu eserleri orada sahneleyeceğiz” bilgisini verdi.

Kaynak Bağlantı: BirGün Gazetesi

Yorumlar
Sayfa 1 / 212»